Milyonlarcamüslüman bu gece Berat Kandilini idrak edecek. Berat Berat Kandili Gecesinde yapılması gereken önemli ibadetler vardır. Berat Kandili namazı bu YasinSuresinde de geçen "Ol" emri, kâinatın belli bir program, kanun ve işleyişine göre hedefine ulaşır ve olur. Buna "sünnetullah" denir. Ayrıca Yasin Suresi 82. Ayeti, gece yarısından sonra Allah rızası için iki rekat nafile namaz kılıp, 21 kere yada 41 - 100 kere okunursa, çok istenilen bir dilek varsa, kabul olunacağı CüzDiyanet Vakfı Seyfullah Kartal izleyin - mturkeynet Dailymotion'da . Ara. Kitaplık. Oturum açın. Kayıt ol. Kuran tilaveti Yasin suresi. Misir agzi arap sivesi. Seyh Abdussamed. Surah Yasin. Yasin suresi dinle. Kuran okuma hadr. Kuran okuyus sekilleri hadr. Ramazan Mukabelesi (1-3). 12. Cuz. Hud suresi 13-71. Arap makami Kuran AyetOkunuşu, Meali ve Tefsiri Fil Suresi 2. Ayet okunuşu, meali ve tefsiri Diyanet İşleri Başkanlığı: Onların tuzaklarını boşa çıkarmadı mı? Okumanın Fazileti Tarih: 24/02/2017 | Yazar: Devrim Veba. Berae Suresinin Sonunu Okumanın Fazileti Berae Suresinin sonunu okumanın fazileti. “Kendinizden size bir peygamber Busureyi okumaya devam edenler, şeytan vesveselerinden korunur. 12 мая 2016 г. "Sure-i Yasi'i okuyan kimseye yirmi (nafile) hac sevabı verilir." "Her şeyin bir kalbi vardır.Kur'an'ın kalbi ise Sure-i Yasin'dir.Yasin'i bir Dik zirve Tür 41 usulü yasin okuma - 123immoloi.com. Bu sebeple Yasin Suresi'ni okumayı ihmal etmemeliyiz. Wp2qfl. DUA,41 YASİN VE FAZİLETİ Duanın tesiri duaya cevab kabulü şartlara oluşumu duanın kabulünde müessir bir rol oynar. Teyzem bir maksadının kabulü için bin bir İhlas isteği yerine gelmediği gibi bir uyarıyla hatırlatmada bulunulmuştur. Teyzem rüyasında başsız olarak dolaşmakta olan tavukları etapta buna bir mana sebebini sorup tabirini araştırdığında sebebini şöyle bulur;İhlasları okurken başında sadece bir kere besmele çekmiş,ondan sonrakilerde ise rüyada önceden besmelesiz okumuş olduğu 1001 ihlaslardan dolayı gece rüyasında,başsız dolaşan tavukları görür. -Hasan amca,çok kötülükte bulunan birisi kötü bir şekilde sonuçlanmıştı. Ölmeden önce çocuklarına ölümü durumunda orada bulunan ziyaretteki zatın bulunduğu kabristana gömmelerini vasiyet eder. Ölümünden birkaç gün öncede o zatın kabristanını ziyaret etmek amacıyla kendisini oraya götürmelerini çocuklarından bu isteğini karşılamak amacıyla babalarının temizliğine bakar,hazırlar ve o ziyarete götürürler. Ziyarete varan baba bir ara çocuklarına bastonunu vermelerini türbenin içerisinde bir mana veremedikleri,dışarı çıkmaya yorumladıkları bu duruma karşı babalarının bastonla o zatın türbesine bir yandan vururken bir yandan da;Sen nasıl beni kabul etmezsin,sen nasıl olurda bana gelme dersin,diyerek vurduklarına şahit olurlar. Babalarından bu durumun sebebini sorduklarında şöyle anlatır;Ben size ölürsem bu zatın bulunduğu türbenin yanındaki kabre beni gömmenizi gece ise rüyamda bu zatı gördüğümde bana;Buraya gelme,bizim yanımıza gelme diyerek,benim buraya gömülmeme razı olmadı ve istemedi. Ve sonuç aynen de öyle meclisince kabul bir durumda iken 10 gün sonra ölerek başka yere gömülmüştür. -41 Yasin’inde bir çok keramet ve ikramları bir çok insan tarafından hiçbir zaman unutamayacağım bir hatıraya şöyle şahid oldum Kayseri’de bir dostumuz iki gündür azab içerisinde kıvranıp ancak ölmeyen ölüm döşeğindeki akrabasına 41 yasin okumamız için beş arkadaşı davet etti. Gittiğimizde şahid olduğumuz manzara hiçbir zaman silinmeyecek silinmeyen cinsdendi. Manzara şuydu;26 yaşlarındaki bu genç gözleri kapalı,boğazından arabanın eksozu gibi hırıltı çıkmakta,karın bir metre havaya kalkıp inmekte,sanki karnında bulunan bir dikenli telin boğazından çekilmesiyle vermiş olduğu bir acı yüzünden okunmakta güç tam korkunç bir manzara ile karşı karşıya bu insan iki gündür bu hal üzere idi. Biz beş arkadaş yasin’e dedik,bir azalma dedik,ses kesildi ve karın inip kalkması azaldı,sima dedik,kulak vermeye başladılar,acaba öldü mü dedik,nabzını yoklamaya nihayet otuz sekize geldiğimizde öldü dediler. Bu durumu anlattığım bir kişi –herne kadar ölçü olmasada- şunu hatırlatmıştı;Hocam otuzsekiz Kayseri’nin plakası..işte tevafuk… Yasin o insan için büyük bir rahmet olmuştu. Çünki ya öldürüp ya da dirilten Yasin;ölmekte olan bu insanı öldürmüştü. Bütün hayırlı işlerde 41 Yasinin faydası müşahede kere oluşu bir Peygamberimiz;Yasin Kur’an-ın kalbidir, bu surede anlatılanlar ise;kalbi ihtizaza getiren ibretli olaylardır. Rasulullah Hicrete çıkacağında evinin etrafını saran,öldürmek üzere gelen müşriklerin üzerine 9 âyetini okumuş ve üfleyerek aralarından rahat bir şekilde geçmiştir. Yasin’in bir adıda kazalardan koruyucu anlamına –Müdafi-i kazadır. -Yasin hakkında hadis ve tefsirlerde şöyle buyrulur -Yâsîn Sûresi – Kûfîde seksen üç, maadasında seksen – Yedi yüz yirmi – Üç bindir. – Bu Sûreye;Azîme,Muimme,Müdafaa-i Kâdiye,Kalb-i Kur’an» dahi denilmiştir. Âlûsî nakleder Ebû Nasrı Sezcî İbânede Hasen» diyerek Hazreti Aişeden şöyle tahric eylemiştir Müşarün’ileyha demiştir Resulullah şöyle buyurdu Kur’anda bir Sûre vardır ındallah Azîme yad olunur, sahibi de ındallah şerîf yad olunur, sahibi Kıyamet günü Rebîa ve Mudardan daha çokları hakkında şefaat eder. O, Yasin » Sûresidir». Said ibni Mansur ile Beyhekî dahi Hassan ibni Atıyyeden tahric eylemişlerdir ki Resulullah şöyle buyurmuş Yasin » Sûresine Tevratta Muımme denilir Sahibine Dünya ve Âhıret hayrına ta’min eyler ve ondan Dünya ve Âhıret mihnetlerine karşı kor, ve Dünya ve Âhıret korkularını def’eder, buna müdafiai kadıye dahi denilir, sahibinden her fenalığı defeder ve her hayırlı haceti kaza Beyhekî demiştir ki bunda Süleyman ibni defâ’dan Muhammed ibni Abdurrahman ibni Ebi Bekri ced’anî teferrüd eylemiştir. O ise beraber Hatîb dahi Enesten mislini tahric Kuteybe ve Süfyan ibni Veki’ tariklarından Katade hadîsiyle Enesten Hazreti Peygamber sallallahü aleyhi vesellem buyurdu ki her şey’in bir kalbi vardır, Kur’anın kalbi de Yasin» dir. Her kim Yasin» okursa Allah onun kıraetine on kerre Kur’an okumak sevâbı yazar» diye tahric eylemiş ve buna bir hadîsi garîbdir demiş, senedinde Harun ibni Muhammedin mechul bir şahs olduğunu ve bu babda Hazreti Ebû Bekrisıddıktan da bir rivayet varsa da isnadında za’f bulunduğunu söylemiştir. Fakat alûsî şunu da kaybeder İmam Ahmed ve daha gayrileri hadisiyle Ma’kıl ibni Yesardan sahih olarak merviydir ki Resulullah sallallahü aleyhi vesellem Yasin» Kur’anın kalbidir» buyurmuş ve bu, onun isimlerinden biri addolunmuştur. -Huccetül’islâm İmamı Gazalî buna bir vecih olmak üzere bu Sûrede haşr-ü neşrin çokca zikredildiğini,bir çok defa takrir edilmiş olduğunu haşr-ü neşri i’tiraf da iymanın kalbi mesabesinde bulunduğunu söylemiştir. İmamı Razî de bunu beğenmiştir, Keşifte şöyle denilmiştir bir şey’in kalbi onun lübbü ve aslıdır ki maadası onun mukaddimatından veya mütemmimatından sayılır. Bu Sûreye kalb tesmiyesinde de işareti nebeviyye Fatihaya Ümmülkitab tesmiyesinde söylediğimiz vecih olsa gerektir. Ya’ni Peygamberler göndermek ve kitablar indirmekten maksud kulları meadda öldükten sonra tekrar dirilme gayei kemallerine irşaddır. O kemal ise burada zikr olunan tahakkuk ve tahallûk ile olur ki sıratı müstekıme sülûk ta’bir olunur. Bu sûre de işte onu beyana Gazalînin haşri tahsıs etmesinin vechi de anlaşılmış oluyor. Biz de bunu şöyle ifâde etmek isteriz Kalb hayatî heyecanın bir menşei olduğu gibi bu Sûre de sırrı ba’s tekrar dirilmenin sırrı ile bir heyecanı dinî ifâde ettiği için Kalbi Kur’an tesmiye edilmiştir demek olur. -Yine bu hikmete mebni olsa gerektir ki sahih haberlerde bu Sûrenin mevtaya okunması hakkında emir dahi varid olmuştur. Ezcümle İbni mâce, Ma’kıl ibni Yesardan şöyle tahric eder Resuli ekrem sallallahü aleyhi vesellem buyurdu ki;onu mevtanızın yanında okuyun ya’ni yasîni» burada mevtadan murad, hali ihtizarda sekerat yani ölüm anında ölmek üzere bulunanlardır deniliyor, Taybî demiştir ki el’ılmü ındallah bunun sirri şu olsa gerektir bu Sûrei kerîme usuli iyman ılminin ümmehatını, nübüvvet, keyfiyyeti da’vet, ahvali ümem, ef’ali ıbadın Allah tealâya istinadı, isbati tevhid, nefyi zıdd, emaratı sâa, haşr-ü ıâde gibi mesaili mu’teberenin hepsini takrir ve beyan ile meşhundurdoludur, İbni Hıbban, mevtâ ile murad, muhtadar Ölüm anıdır»der. İbni Ebiddünya ile İbni Merduyenin tahric eyledikleri şu hadîs de bunu te’yid eyler Her hangi bir meyyitin baş ucunda –Yasin- okunursa her halde Allah ona kolaylık verir.» Bununla beraber müteahhırînden ba’zıları hadîsi zâhiri ile ahzeylemiş, hayır öldükten sonra okunur demiştir. Ba’zısı da kabrinin başında okunmasına zâhib olmuştur. İbni adiyy ve sairenin rivayet ettiği şu haber de bunu te’yid eyler her kim anasının babasının ve yâhud bunlardan birinin kabrini her Cuma ziyaret eder de yanlarında -Yasin- okursa her harfinin adedince ona mağrifet edilir. Bu babda daha diğer eserler de nakledilmiştir.[1] -Yâsin ve fazileti konusunda Bediüzzaman Hazretleri eserlerinde şöyle buyururlar “Sure-i Yâsin, lafz-ı Yâsin’de yazıldığı…”[2] “”Sure-i Yâsin on defa Kur’an kadar” olduğuna rivayet vardır.”[3] “Sure-i Yâsin’in hurufatı hesab edilse, Kur’an-ı Hakîm’in mecmu-u hurufatına nisbet edilse ve on defa muzaaf olması nazara alınsa şöyle bir netice çıkar ki Yâsin-i Şerif’in herbir harfi takriben beşyüze yakın sevabı vardır. Yani o kadar hasene sayılabilir.”[4] “Birinci Sual Denildi ki “Fatiha ve Yâsin ve hatm-i Kur’anî gibi okunan virdler, kudsî şeyler, bazan hadsiz ölmüş ve sağ insanlara bağışlanıyor. Halbuki böyle cüz’î birtek hediye ân-ı vâhidde hadsiz zâtlara yetişmek ve her birisine aynı hediye düşmek, tavr-ı aklın haricindedir.” Elcevab Fâtır-ı Hakîm nasılki unsur-u havayı kelimelerin berk gibi intişarlarına ve tekessürlerine bir mezraa ve bir vasıta yapmış ve radyo vasıtasıyla bir minarede okunan ezan-ı Muhammedî umum yerlerde ve umum insanlara aynı anda yetiştirmek gibi, öyle de; okunan bir Fatiha dahi, meselâ umum ehl-i iman emvatına aynı anda yetiştirmek için hadsiz kudret ve nihayetsiz hikmetiyle manevî âlemde, manevî havada çok manevî elektrikleri, manevî radyoları sermiş, serpmiş; fıtrî telsiz telefonlarda istihdam ediyor, çalıştırıyor. Hem nasılki bir lâmba yansa, mukabilindeki binler âyineye herbirine tam bir lâmba girer. Aynen öyle de, bir Yâsin-i Şerif okunsa, milyonlar ruhlara hediye edilse, herbirine tam bir Yâsin-i Şerif düşer.”[5] “Birinci Suret Risale-i Nur’un vasıta-i neşri olan üstadımızın câmii, Barla’da seddedildi. Risale-i Nur’u yazacak hariçteki talebelerinin yanına gelmeleri men’ edildiği hengâmda kuraklık başladı. Yağmura ihtiyac-ı şedid oldu. Sonra yağmur başladı, her tarafta yağdı. Yalnız Karaca Ahmed Sultan’dan itibaren, bir daire içinde kalan Barla mıntıkasına yağmur gelmedi. Üstadımız bundan pek müteessir olarak dua ediyordu. Sonra dedi ki “Kur’an’ın hizmetine sed çekildi, bu köydeki mescidimiz kapandı. Bunda bir eser-i itab var ki, yağmur gelmiyor. Öyle ise, madem Kur’an’ın itabı var. Yâsin Suresini şefaatçı yapıp Kur’an’ın feyzini ve bereketini isteyeceğiz.” Üstadımız, Muhacir Hâfız Ahmed Efendi’ye dedi ki “Sen kırkbir Yâsin-i Şerif oku.” Muhacir Hâfız Ahmed Efendi bir kamışa okudu. O kamışı suya koydular. Daha yağmur alâmeti görünmezken, ikindi namazı vaktinde, üstadımız daima itimad ettiği bir hatırasına binaen Muhacir Hâfız Ahmed Efendi’ye söyledi ki “Yâsinler tılsımı açtı, yağmur gelecek.” İşte bu hâdise, kat’iyyen delalet ediyor ki; o yağmur, Hizmet-i Kur’an’la münasebetdardır. O rahmet-i âmme içinde bir hususiyet var ki; Sure-i Yâsin anahtar ve şefaatçı oldu ve yağmur kâfi mikdarda yağdı.”[6] MEHMET ÖZÇELİK [1] [2] [3] [4] [5] Şualar..685,Sikke-i Tasdik-i Gaybi..69. [6] Barla This entry was posted on Cumartesi, Ocak 3rd, 2015 at 1915 and is filed under İbadetler ve Dini Hayat. Follow the comments through the RSS feed. Both comments and trackback are closed. SurelerYasin Suresi Okumanın Faziletleri Faydaları Ve Sırları Nelerdir?İniş sırasına göre 41. sure olan Yasin Suresi, 83. ayetten oluşur. Surenin ilk ayetinde sırasıyla Ya ve Sin harfleri yer aldığı için, sureye bu isim verilmiştir. Mekke'de nazil olan surede Allah'ın Aziz, Rahim, Rahman, Alim ve Hallak isimleri zikredilir. Yasin Suresinin ikinci ayetinde Kuran'ı Kerim üzerine yemin edilir. Üçüncü ayetinde ise Hz. Muhammed'in gönderilen elçilerden sonuncusu olduğu bildirilir. Yasin suresi okumanın faziletleri faydaları ve sırları nelerdir? İşte, merak edilen tüm - 1621 Son Güncellenme - 1718 Güncelleme - 1718Kuran'ı Kerim'deki en faziletli surelerden biri olan Yasin Suresi, Fatır Suresinden sonra ve Saffat Suresinden önce gelir. Yasin Suresi Okumanın Faziletleri Faydaları ve Faydaları Nelerdir? 1- Yasin Suresi okunan hanede sofralar bereketlenir. 2- Günde 99 kez Yasin Suresi okunan ev melekler tarafından korunur. O eve şeytan giremez. 3- Yasin Suresi mümin kulların maneviyatını güçlendirir ve imanını tazeler. 4- Yasin Suresi, dua eden kulun muradına daha kısa sürede ulaşmasını sağlar. 5- Sabah namazından sonra Yasin Suresi okumak, kazalardan korur. Bu surede insanın başlıca görev ve sorumluluklarına yer verilmektedir. Bunun dışında; Antakya halkı için giden elçiler, şeytan ve öldükten sonra dirilme konularına da yer verilmektedir. Bu sureye aynı zamanda “Kuran-ı Kerim’in Kalbi” yakıştırması yapılmaktadır. Bu bağlamda Yasin Suresi, Müslümanlar için özel bir yere kültüründe vefat eden birinin arkasından Yasin Suresi okunmaktadır. Surenin ismi Arap alfabesinde bulunan ilk iki harften gelmektedir. İniş sırası incelendiğinde Yasin Suresi’nin önünde Cin Suresi, arkasında ise Furkan Suresi yer almaktadır. Yasin Suresi, faziletleri bakımında oldukça sık okunan bir suredir. Yasin Suresi’nin açıklaması ve tefsiri Diyanet tarafından uygun bir biçimde verilmektedir. Bu sureyi ezberlemek isteyen Müslümanların sayısı da oldukça fazladır. Bu sureyi dinlemek ya da ezberlemek isteyenler aşağıda verilen içerikleri inceleyebilir ve bu konu hakkında yardım alabilirler. Yasin Suresi Türkçe Okunuşu kur'anil le minel sıratım aziyzir tünzira kavmem ma ünzira abaühüm fehüm kad hakkal kavlü ala ekserihim fehüm la yü' cealna fı a'nakıhim ağlalen fe hiye ilel ezkani fehüm cealna mim beyni eydihim seddev ve min halfihim sedden fe ağşeynahüm fehüm la sevaün aleyhim e enzertehüm em lem tünzirhüm la yü' tünziru menittebeaz zikra ve haşiyer rahmane bil ğayb fe beşşirhü bi mağfirativ ve ecrin nahnü nuhyil mevta ve nektübü ma kaddemu ve asarahüm ve külle şey'in ahsaynahü fı imamim lehüm meselen ashabel karyeh iz caehel erselna ileyhimüsneyni fe kezzebuhüma fe azzezna bi salisin fe kalu inna ileyküm ma entüm illa beşerum mislüna ve ma enzeler rahmanü min şey'in in entüm illa rabbüna ya'lemü inna ileyküm le ma aleyna illel belağul inna tetayyarna biküm leil lem tentehu le nercümenneküm ve le yemessenneküm minna azabün tairuküm meaküm ein zükkirtüm bel entüm kavmüm cae min aksal medıneti racülüy yes'a kale ya kavmittebiul mel la yes'elüküm ecrav vehüm ma liye la a'büdüllezı fetaranı ve ileyhi ettehızü min dunihı aliheten iy yüridnir rahmanü bi durril la tuğni annı şefaatühüm şey'ev ve la izel le fı dalalim amentü bi rabbiküm cenneh kale ya leyte kavmı ya' ğafera lı rabbı ve cealenı minel ma enzelna ala kavmihı mim ba'dihı min cündim mines semai ve ma künna kanet illa sayhatev vahıdeten fe iza hüm hasraten alel ıbad ma yetiyhim mir rasulin illa kanu bihı yerav kem ehlekna kablehüm minel kuruni ennehüm ileyhim la in küllül lemma cemiy'ul ledeyna ayetül lehümül erdul meyteh ahyeynaha ve ahracna minha habben feminhü ye' cealna fiyha cennatim min nahıyliv ve a'nabiv ve feccerna fiyha minel ye'külu min semerihı ve ma amilethü eydiyhim efela halekal ezvace külleha mimma tümbitül erdu ve min enfüsihim ve mimma la ya' ayetül lehümül leyl neslehu minhün nehara fe iza hüm şemsü tecrı li müstekarril leha zalike takdiyrul aziyzil kamera kaddernahü menazile hatta ade kel urcunil yembeğıy leha en tüdrikel kamera velel leylü sabikun nehar ve küllün fı felekiy ayetül lehüm enna hamelna zürriyyetehüm fil fülkil halakna lehüm mim mislihı ma in neşe' nuğrıkküm fela sariyha lehüm velahüm rahmetem minna ve metaan ila iza kıyle lehümütteku ma beyne eydıküm ve ma halfeküm lealleküm ma te'tiyhim min ayetim min ayati rabbihim illa kanu anha mu' iza kıyle lehüm enfiku mimma razekakümüllahü kalelleziyne keferu lilleziyne amenu e nut'ımü mel lev yeşaüllahü at'amehu in entüm illa fı dalalim yekulune meta hazel va'dü in küntüm yenzurune illa sayhatev vahıdeten te'huzühüm vehüm yestetıy'une tevsıyetev ve la ila ehlihim nüfiha fis suri fe iza hüm minel ecdasi ila rabbihim ya veylena mem beasena mim merkadina haza ma veader rahmanü ve sadekal kanet illa sayhatev vahıdeten feiza hüm cemiy'ul ledeyna yevme la tuzlemü nefsün şey'ev vela tüczevne illa ma küntüm ta' ashabel cennetil yevme fı şüğulin ve ezvacühüm fı zılalın alel eraiki fiyha fakihetüv ve lehüm ma kavlem mir rabbir yevme eyyühel a'hed ileyküm ya benı ademe el la ta'büdüş şeytan innehu leküm adüvvüm enı'büduni haza sıratum lekad edalle minküm cibillen kesiyra efelem tekunu ta' cehennemülletı küntüm yevme bima küntüm yevme nahtimü ala efvahihim ve tükellimüna eydıhim ve teşhedü ercülühüm bima kanu neşaü letamesna ala a'yünihim festebekus sırata fe enna neşaü le mesahnahüm ala mekanetihim femestetau mudiyyev ve la men nüammirhü nünekkishü fil halk efela ya' ma alemnahüş şı'ra ve ma yembeğıy leh in hüve illa zikruv ve kur'anüm yünzira men kane hayyave ve yehıkkal kavlü alel ve lem yerav enna halakna lehüm mimma amilet eydına en'amen fehüm leha zellelnaha lehüm fe minha rakubühüm ve minha ye' lehüm fiyha menafiu ve meşarib efela min dunillahi alihetel leallehüm yestetıy'une nasrahüm vehüm lehüm cündüm yahzünke kavlühüm inna na'lemü ma yüsirrune ve ma yu' yeral insanü enna halaknahü min nutfetin fe iza hüve hasıymün darabe lena meselev ve nesiye halkah kale mey yuhyil ızame ve hiye yuhyıhellezı enşeeha evvele merrah ve hüve bi külli halkın ceale leküm mineş şeceril ahdari naran fe iza entüm minhü halekas semavati vel erda bi kadirin ala ey yahlüka mislehüm bela ve hüvel hallakul emruhu iza erade şey'en ey yekule lehu kün fe sübhanellezı bi yedihı melekutü külli şey'iv ve ileyhi türceunYasin Suresi Türkçe Anlamı Diyanet Meali 3, 4.Ey Muhammed! Hikmet dolu Kur'an'a andolsun ki sen elbette dosdoğru bir yol üzere peygamber ataları uyarılmamış, bu yüzden de gaflet içinde olan bir kavmi uyarman için mutlak güç sahibi, çok merhametli Allah tarafından onların çoğu üzerine o söz azap hak olmuştur. Artık onlar iman boyunlarına demir halkalar geçirdik, o halkalar çenelerine dayanmıştır. Bu sebeple kafaları yukarıya kalkık onların önlerine bir set, arkalarına da bir set çekip gözlerini perdeledik. Artık uyarsan da, uyarmasan da onlar için birdir, ancak Zikr'e Kur'an'a uyanı ve görmediği halde Rahmân'dan korkan kimseyi uyarırsın. İşte onu bir bağışlanma ve güzel bir mükafatla biz, ölüleri mutlaka diriltiriz. Onların yaptıklarını ve bıraktıkları eserlerini yazarız. Biz her şeyi apaçık bir kitapta Levh-i Mahfuz'da bir bir Muhammed! Onlara, o memleket halkını örnek ver. Hani oraya elçiler biz onlara iki elçi göndermiştik de onları yalancı saymışlardı. Biz de onlara üçüncü bir elçi ile destek vermiştik. Onlar, "Şüphesiz biz size gönderilmiş elçileriz" şöyle dediler "Siz de ancak bizim gibi insansınız. Rahmân hiçbir şey indirmemiştir. Siz sadece yalan söylüyorsunuz."16.Elçiler ise şöyle dediler "Bizim gerçekten size gönderilmiş elçiler olduğumuzu Rabbimiz biliyor."17."Bize düşen ancak apaçık bir tebliğdir." ki "Şüphesiz biz sizin yüzünüzden uğursuzluğa uğradık. Eğer vazgeçmezseniz sizi mutlaka taşlarız ve bizim tarafımızdan size elem dolu bir azap dokunur." de, "Uğursuzluğunuz kendinizdendir. Size öğüt verildiği için mi uğursuzluğa uğruyorsunuz?. Hayır, siz aşırı giden bir kavimsiniz" öbür ucundan bir adam koşarak geldi ve şöyle dedi "Ey kavmim! Bu elçilere uyun."21."Sizden hiçbir ücret istemeyen kimselere uyun, onlar hidayete erdirilmiş kimselerdir."22."Hem ben, ne diye beni yaratana kulluk etmeyeyim. Oysa siz de yalnızca ona döndürüleceksiniz."23."Onu bırakıp da başka ilahlar mı edineyim? Eğer Rahmân bana bir zarar vermek istese, onların şefaati bana hiçbir fayda sağlamaz ve beni kurtaramazlar."24."O taktirde ben mutlaka açık bir sapıklık içinde olurum."25."Şüphesiz ben sizin Rabbinize inandım. Gelin, beni dinleyin!"26, 27.Kavmi onu öldürdüğünde kendisine "Cennete gir!" denildi. O da, "Keşke kavmim, Rabbimin beni bağışladığını ve beni ikram edilenlerden kıldığını bilseydi!" sonra kavmi üzerine onları cezalandırmak için gökten hiçbir ordu indirmedik. İndirecek de korkunç bir ses oldu. Bir anda sönüp o kullara! Kendilerine bir peygamber gelmezdi ki, onunla alay ediyor önce nice nesilleri helak ettiğimizi; onların artık kendilerine dönmeyeceklerini görmediler mi? hepsi de mutlaka toplanıp hesap için huzurumuza toprak onlar için bir delildir. Biz onu diriltir ve ondan taneler çıkarırız da onlardan yerler34, yesinler diye biz orada hurmalıklar, üzüm bağları var ettik ve içlerinde pınarlar fışkırttık. Bunları onların elleri yapmış değildir. Hâlâ şükretmeyecekler mi? bitirdiği şeylerden, insanların kendilerinden ve daha bilemedikleri nice şeylerden, bütün çiftleri yaratanın şanı de onlar için bir delildir. Gündüzü ondan çıkarırız, bir de bakarsın karanlık içinde de kendi yörüngesinde akıp gitmektedir. Bu mutlak güç sahibi, hakkıyla bilen Allah'ın takdiridüzenlemesi dolaşımı için de konak yerleri evreler belirledik. Nihayet o, eğrilmiş kuru hurma dalı gibi güneş aya yetişebilir, ne de gece gündüzü geçebilir. Her biri bir yörüngede soylarını dolu gemide taşımamız da onlar için bir onlar için o gemi gibi binecekleri nice şeyler istesek onları suda boğarız da kendileri için ne imdat çağrısı yapan olur, ne de tarafımızdan bir rahmet olarak ve bir süreye kadar daha yaşasınlar diye "Önünüzde ve arkanızda olan şeylerden dünya ve ahirette göreceğiniz azaplardan sakının ki size merhamet edilsin" denildiğinde yüz Rablerinin âyetlerinden bir âyet gelmez ki ondan yüz çeviriyor "Allah'ın sizi rızıklandırdığı şeylerden Allah yolunda harcayın" denildiği zaman, inkar edenler iman edenlere, "Allah'ın, dilemiş olsa kendilerini doyurabileceği kimselere mi yedireceğiz? Siz ancak apaçık bir sapıklık içindesiniz" doğru söyleyenlerseniz bu tehdit ne zaman gelecek?" ancak, çekişip dururlarken kendilerini yakalayacak korkunç bir ses ne birbirlerine tavsiyede bulunabilirler ne de ailelerine üfürülür. Bir de bakarsın kabirlerden çıkmış Rablerine doğru akın akın derler "Vay başımıza gelene! Kim bizi diriltip mezarımızdan çıkardı? Bu, Rahman'ın vaad ettiği şeydir. Peygamberler doğru söylemişler." korkunç bir ses olur. Bir de bakarsın hepsi birden toplanıp huzurumuza gün kimseye, hiç mi hiç zulmedilmez. Size ancak işlemekte olduğunuz şeylerin karşılığı cennetlikler o gün nimetlerle meşguldürler, zevk ve eşleri gölgelerde koltuklara için orada meyveler vardır. Onlar için diledikleri her şey merhametli olan Rab'den bir söz olarak kendilerine "Selam" vardır.59.Allah şöyle der "Ey suçlular! Ayrılın bu gün!"60, 61."Ey ademoğulları! Ben size, şeytana kulluk etmeyin. Çünkü o sizin için apaçık bir düşmandır. Bana kulluk edin. İşte bu dosdoğru yoldur, diye emretmedim mi?"62."Andolsun, o sizden pek çok nesli saptırmıştı. Hiç düşünmüyor muydunuz?"63."İşte bu, tehdit edildiğiniz cehennemdir."64."İnkar ettiğinizden dolayı bugün girin oraya!" gün biz onların ağızlarını mühürleriz. Elleri bize konuşur, ayakları da kazandıklarına şahitlik dileseydik onların gözlerini büsbütün kör ederdik de bu halde yola koyulmak için didişirlerdi. Fakat nasıl görecekler ki?! eğer dileseydik oldukları yerde başka yaratıklara dönüştürürdük de ne ileri gidebilirler, ne geri uzun ömür verirsek, onu yaratılış itibariyle tersine çeviririz gücünü azaltırız. Hâlâ düşünmeyecekler mi? o Peygamber'e şiir öğretmedik. Bu ona yaraşmaz da. Ona verdiğimiz ancak bir öğüt ve apaçık bir Kur'an' ve fikren diri olanları uyarması ve kafirler hakkındaki o sözün azabın gerçekleşmesi için Kur'an'ı mi ki biz onlar için, ellerimizin kudretimizin eseri olan hayvanlar yarattık da onlar bu hayvanlara sahip o hayvanları kendilerine boyun eğdirdik. Onlardan bir kısmı binekleridir, bir kısmını da için bu hayvanlarda daha pek çok yararlar ve içecekler vardır. Hâlâ şükretmeyecekler mi? kendilerine yardım edilir diye Allah'ı bırakıp da ilahlar ilahlar için hizmete hazır asker oldukları halde, ilahlar onlara yardım Muhammed! Artık onların sözü seni üzmesin. Çünkü biz onların gizlediklerini de açığa vurduklarını da bizim kendisini az bir sudan meniden yarattığımızı görmedi mi ki, kalkmış apaçık bir düşman de kendi yaratılışını unutarak bize bir örnek getirdi. Dedi ki "Çürümüşlerken kemikleri kim diriltecek?" ki "Onları ilk defa var eden diriltecektir. O her yaratılmışı hakkıyla bilendir." sizin için yeşil ağaçtan ateş yaratandır. Şimdi siz ondan yakıp ve yeri yaratan Allah'ın, onların benzerini yaratmaya gücü yetmez mi? Evet yeter. O, hakkıyla yaratandır, hakkıyla şeyi dilediği zaman onun emri o şeye ancak "Ol!" demektir. O da hemen şeyin hükümranlığı elinde olan Allah'ın şanı yücedir! Siz yalnız O'na Suresi Arapça YazılışıYasin Suresi Konusu Hz. Muhammed aleyhisselâmın hak peygamber olduğu ona indirilen Kur’an deliliyle desteklenerek açıklanır; başka peygamberlerin tevhid mücadelelerinden bir kesit verilerek bu uğurda büyük sıkıntılara katlanan Resûl-i Ekrem ve ona tâbi olanlar teselli edilir. Allah Teâlâ’nın birlik ve kudret delillerine ve evrendeki yaratılış sırlarına dikkat çekilerek öldükten sonra dirilme gerçeği ve bunun sonuçları üzerinde durulur. Râzî’nin belirttiği üzere bu sûrenin, İslâm inançlarının üç temel umdesinin Allah’ın birliği, peygamberlik ve âhiret en güçlü delillerle işlenmesine hasredildiği söylenebilir. Şöyle ki 3. âyette –devamındaki delillerle teyit edilerek– peygamberlik müessesesi üzerinde durulmuş; müteakip âyetlerde Allah’ın birliği ve eşsiz gücü, öldükten sonra dirilmenin ve ilâhî huzurda yargılanmanın kaçınılmazlığı ortaya konmuş, son âyette de yine bu iki nokta vahdâniyet ve haşir özetlenmiştir. Kur’an’dan bu ölçüde de olsa nasibini alan kimse artık kalbinin payı olan imanı elde etmiş demektir ki bunun tezahürleri de diline ve davranışlarına yansıyacaktır XXVI, 113.Yasin Suresi FaziletiHadis kaynaklarında Hz. Peygamber’den Yâsîn sûresinin faziletine dair nakledilmiş sözler yer alır. Bunlardan biri şöyledir “Her şeyin bir kalbi vardır; Kur’an’ın kalbi de Yâsîn’dir” Tirmizî, “Fezâilü’lKur’ân”, 7; Dârimî, “Fezâilü’l-Kur’ân”, 21; krş. Müsned, V, 26. Diğer bazı rivayetler için bk. Şevkânî, IV, 410-411. İbn Abbas’ın da –bu sûrenin son âyeti hakkında– “Yâsîn’in ve onu okumanın niçin bu kadar faziletli olduğunu bilmiyordum; meğer bu âyetten dolayı imiş” dediği nakledilir Zemahşerî, III, 294-295. Hadislerin sıhhat durumu tartışmalı olmakla beraber, öteden beri İslâm âlimleri Resûlullah’ın bu sûreye özel bir ilgi gösterdiği kanaatini taşımışlar ve müslümanlar da Kur’an tilâvetinde ona ayrı bir yer vermişlerdir. Bu sebeple Yâsîn sûresi için özel tefsirler kaleme alınmıştır Ölülere Yâsîn okunmasıyla ilgili hadiste “ölmek üzere olanlar”ın kastedildiği kanaati hâkim olmakla beraber, bunu öldükten sonra veya ölünün kabri başında okunacağı şeklinde anlayanlar da vardır, bk. Elmalılı, VI, 4004.Yasin Suresi Tefsiri Tâhâ sûresinin ilk âyetinde olduğu gibi buradaki iki harfin mahiyeti ve anlamı hususunda da müfessirler arasında iki eğilim bulunmaktadır. Bir anlayışa göre bunlar, bazı sûrelerin başında yer alan ve ayrı ayrı okunduğu için “hurûf-ı mukattaa” diye adlandırılan harflerdendir bu konuda bilgi için bk. Bakara 2/1. Diğer eğilime göre ise “yâsîn” ayrı iki harf değil, anlamı olan bir kelimedir. Bu eğilim içinde kuvvetli bulunan görüşe göre bu kelime Arapça’nın bazı lehçelerinde “ey kişi, ey insan!” anlamına gelmektedir; burada kendisine hitap edilen kişi ise Hz. Muhammed’dir. Hatta Saîd b. Cübeyr’den, bunun Resûlullah’ın isimlerinden biri olduğu da rivayet edilmiştir İbn Atıyye, IV, 445. Bu kelimenin Allah’ın isimlerinden biri olup burada o isme yemin edildiği, söze başlama ifadesi ve Kur’an’ın isimlerinden olduğu görüşleri de vardır Taberî, XXII, 148-149.Araplar’da yalan yere yemin etmenin dünyanın harabına yol aça­cak kadar ağır bir kötülük olduğuna inanılırdı. Resûl-i Ekrem de bir hadisinde bu anlayışı teyit etmiştir. İşte bu âyetlerde Hz. Muhammed’in gerçek bir peygamber olduğu bir yemine bağlı olarak ifade edilmektedir; üzerine yemin edilen ise muhataplarınca kendileri tarafından bir benzerinin ortaya konamayacağı anlaşılmış bulunan eşsiz mûcize Kur’an-ı Kerîm’dir Râzî, XXVI, 41.“Hikmet dolu” diye çevrilen 2. âyetteki hakîm kelimesi, “muhkem, sağlam; öğütleri, buyruk ve yasakları yerli yerince olan” şeklinde de anlaşılmıştır İbn Atıyye, IV, 446.Genellikle müfessirler, “ataları uyarılmamış” ifadesiyle, Hz. Muham­med’in ilk muhatap kitlesi olan Kureyş ve çevresindekilere yakın zamanlarda bir peygamber gönderilmemiş olduğuna işaret edildiği kanaatindedirler bu konuda ayrıca bk. Secde 32/3; Sebe’ 34/44; Fâtır 35/24. Meâlde esas alınan bu mâna burada geçen “mâ” kelimesinin olumsuzluk edatı sayılmasına göredir. Bu kelimenin mahiyeti ve cümledeki rolü konusundaki farklı kanaatlere göre âyetin aynı kısmına “ataları uyarılmış” veya “atalarının uyarıldığı şeyle” anlamı da verilebilir. Bu takdirde geçmiş devirlerdeki bütün insanlar kastedilmiş olur Taberî, XXII, 150; İbn Atıyye, IV, 446. Yine bu yaklaşıma göre cümlenin devamı ile uyumu açısından meâlin “Ataları uyarılmış ama kendileri gaflet içinde bulunan bir toplumu uyarasın diye” şeklinde olması gerekir Zemahşerî, III, 280.Tefsirlerde genellikle, gerçekleşeceği belirtilen “söz”den maksadın Hûd sûresinin 119. âyeti ile Secde sûresinin 13. âyetinde geçen Allah Teâlâ’nın “Cehennemi hem cinlerden hem insanlardan bir kısmıyla dolduracağım!” şeklindeki yemin ifadesi olduğu belirtilir meselâ Zemahşerî, III, 280; başka yorumlar için bk. Râzî, XXVI, 43-44.İlk âyette inkârda direnenlerin durumuna ait temsilî bir anla­tıma yer verilmiştir. Bunun inkârcıların âhiretteki halleriyle ilgili bir ifade olduğu da ileri sürülmüştür. Fakat müteakip âyette gözlerine perde indirildiğinin ve artık görmediklerinin belirtilmesi bu yorumu zayıflatmaktadır, zira kıyamet günü inkârcılar kendi durumlarının ne kadar kötü olduğunu çok iyi göreceklerdir İbn Atıyye, IV, 446-447; inkârcıların âhirette kör olmalarının ne anlama geldiği konusunda bk. İsrâ 17/72, 97; Tâhâ 20/124-125.8 ve 9. âyetlerdeki tasvir için yapılan izahları şöyle özetlemek mümkündür Pek çok açık kanıta rağmen inatla inkârcılıklarını sürdürenler öyle iç ve dış etkenler, öyle psikolojik ve sosyolojik şartlar ve alışkanlıklarla kuşatılmışlardır ki, boyunlarına çenelerine kadar dayanan boyunduruklar geçirilmiş gibidirler; kafaları yukarı kalkık, gözleri aşağıya kaymıştır; hangi yöne dönseler hidayet ışığına uzaktırlar; böbürlendikleri ve nefislerine tutsak oldukları için Fussılet sûresinin 53. âyetinde sözü edilen delilleri, gerek kendilerini çevreleyen dış âlemdeki gerekse ruhî ve biyolojik yapılarındaki kanıtları artık göremezler. Boyunlarına halkalar geçirildiğinin belirtilmesi, insanın fıtratına yerleştirilen cebrî bir durumdan değil, onların kendi işledikleri suçtan ötürü gördükleri bir karşılıktan söz edildiğini gösterir; zira bunlar birer cezalandırma aracıdır, ceza ise su­çun karşılığıdır başka açıklamalarla birlikte bk. Râzî, XXVI, 44-46; Elmalılı, VI, 4010. Bazı müfessirlere göre 8. âyette, inkârcıların bu tutumlarının onları sahip oldukları imkânlardan başkalarını yararlandırmaktan ve Allah yolunda harcama yapmaktan da alıkoyduğuna işaret edilmektedir Taberî, XXII, 151; Şevkânî, IV, 413.Halkaların çenelere kadar dayandığı belirtilirken kullanılan “onlar” zamiri bazı müfessirlere göre daha sonra gelen “eller” anlamındaki kelimenin yerini tutmakta ve burada ellerin boyuna bağlanmış halinden söz edilmektedir Taberî’nin farklı bir kıraatle desteklediği bu yorumun ayrıntısı için bk. XXII, 150-151; Zemahşerî’nin bu yoruma yönelttiği eleştiri için bk. III, 280-281.Buradaki “ancak” kaydı, belirtilenler dışındakilerin uyarı kapsa­mında olmadıkları anlamında değil, uyarının sadece onlara yarar sağlayacağını belirtmek içindir İbn Atıyye, IV, 448. Müfessirler arasında, bu âyette geçen “zikir” kelimesiyle Kur’an-ı Kerîm’in kastedildiği kanaati hâkimdir. Bunu Kur’an’daki âyetler veya insanın fıtratını tamamlayan açık kanıtlar şeklinde yorumlayanlar da olmuştur Râzî, XXVI, 47.Müşriklerin ağır baskıları altında büyük sıkıntılar çeken Hz. Peygamber ve müminler için teselli ve moral kaynağı özelliği taşıyan bu âyet kümesi, yüce Allah’ın eşsiz kudret ve ilmine, ölüleri diriltmeye kadir olanın da, herkesin yapıp ettiklerini bilenin de yalnız O olduğuna özel bir vurgu yapılarak bitirilmektedir. Bazı ilk dönem müfessirleri bu âyetteki “ölüleri diriltme” ifadesinden maksadın şirkten çıkarıp imana eriştirmek olduğunu belirtmişlerdir Zemahşerî, III, 281.Bir taraftan kişinin bütün yapıp ettiklerinin kayda geçirildiğinin, diğer taraftan da olup bitecek her şeyin zaten Allah Teâlâ’nın ezelî ilminde mâlûm olduğunun belirtilmesinden şöyle bir anlam çıkarılabilir İnsanın bütün eylemlerinin kayda geçirilmesine yüce Allah’ın ihtiyacı yoktur; bu, insanın bu bilgiyi her zaman göz önünde bulundurup dünya hayatındaki varlığını anlamlandırabilmesi ve her adımını varlık sebebine uygun bir bilinç içinde atması içindir. Bu sayede insan soyut bir ahlâkî görev telakkisiyle baş başa kalmamış olur; yaşanan hayat gibi canlı, her anını kuşatan ve her davranışına yön veren somut bir tasavvurdan güç alır. Yine bu inanç kişiye, insanın metafizik âlemle ilişkisinin sırf Tanrı’ya yalvarılan ve belirli dinî vecîbelerin ifa edildiği zaman dilimlerine hapsedilemeyeceği şuurunu kazandırır, fizik âlemde olup bitenlerle fizik ötesi gerçekler arasındaki sıkı bağı kavramasını iki elçiyi dinlememesi üzerine bir üçüncüsü gönderilmiş, 14-19. âyetlerde özetlenen diyalogdan anlaşıldığı üzere şehir halkı, hakaret ve tehditlerle dolu bir üslûp kullanarak inkârcılıkta direneceklerini açıkça ifade etmişlerdir. Bu tutumun elçilere karşı bir eyleme dönüşmesinden endişe ettiği anlaşılan ve onlara inanan bir müminin ikna edici sözlerle onları elçilere tâbi olmaya çağırması da fayda etmemiş, âyetin ifade akışından anlaşıldığına göre o da şehir halkınca âyette geçen ve lafzan “Kuşunuz sizinle beraberdir” demek olan cümle Arap dilinde meâlde olduğu gibi, “Uğursuzluğunuz kendinizdendir” şeklinde deyimsel bir anlam kazanmıştır izahı için bk. Arâf 7/131; İbn Atıyye, IV, 450. 20. âyetin “şehrin öbür ucundan bir adam” diye çevrilen kısmıyla, o memleketteki insanların ileri gelenlerinden biri mânası da kastedilmiş olabilir Elmalılı, VI, 4017. 25. âyetteki hitabın peygamberlere yönelik olduğu kabul edilirse mâna şöyle olur “Şimdi beni duyun da şahit olun, yarın âhirette O’nun huzurunda tanıklık edin.” Şayet kendi toplumuna hitap olarak düşünülürse, “Ey kavmim! Gelin beni dinleyin de o elçilere uyun” şeklinde anlaşılmalıdır. Bunu, gelecekteki insanlar da dahil olmak üzere duyma yeteneği olan herkese bu olaydan ibret alınması için yapılmış bir çağrı olarak da düşünmek mümkündür Elmalılı, VI, 4019. 26. âyette yer alan “Cennete gir” anlamındaki cümle genellikle iman ettiğini açıklayan kişiye verilmiş ilâhî bir müjde olarak yorumlanmış, bunun hemen imanını açıklaması veya şehit edilmesi üzerine söylenmiş olabileceği üzerinde durulmuştur bk. Zemahşerî, III, 284; Râzî, XXVI, 60. 29. âyetteki “dehşet verici ses” anlamına gelen sayha kelimesi “tek” anlamına gelen vâhide sıfatı ile nitelenmiştir. Buna göre âyetin ilk cümlesinin lafzî karşılığı “Cezaları tek bir korkunç sesten ibaretti” şeklinde olur. Fakat burada sesin sonuna kadar aynı şekilde devam etme özelliğine işaret bulunduğu için İbn Âşûr, XXIII, 6, bu cümle “Cezaları korkunç bir sesten ibaretti” şeklinde tercüme edilmiştir. Korkunç sesin mahiyeti hakkında burada bir açıklama bulunmamakla beraber, Kur’an’ın haklarında aynı kelimeyi kullandığı kavimlerle ilgili başka ifadelerinden hareketle bu cezanın yıldırım çarpması ve deprem olabileceği açıklamaları yapılmıştır; bazı müfessirler ise bunu Cebrâil’in çıkardığı bir ses olarak yorumlamışlardır. 30. âyetin başındaki “Yazık o kullara!” şeklinde tercüme edilen ifadenin inkârcıların ilâhî azabı gördükten sonra üç peygamberi kastederek ve fırsatı kaçırdıklarını anlatmak üzere söyledikleri bir söz olduğu görüşü esas alınırsa bk. İbn Atıyye, IV, 452 buna “Ah! O kullar nerede!” gibi bir anlam vermek Şerif Duası OkunuşuYasin Suresi okunduktan sonra bağışlamak için okunan duadır. Yasin Suresi Bağışlama duası olarak da rabbena ya rabbena tekabbel minna duaena vekdi hacetena bihurmeti sureti yasin ve ecirna minennari vemin azabil kabri ve min şerri sualin bi fadli sureti yasin yarabbel alemiyne veselemun alel mürseliyne velhamdülillahi rabbil Şerif Duası Türkçe Anlamı MealiEsirgeyen ve Bağışlayan Allah’ın AdıylaYasin suresinin hurmetine dualarımızı kabul ve ihtiyaçlarımızı eda buyur. Ey Rabbil Alemin! Yasin suresinin faziletine bizi ateşten, kabir azabından ve sualin şerrinden koru. Ve peygamberlere selam olsun. Hamd Alemlerin Rabbi Allah’a Suresi İle İlgili HadisPeygamber Efendimiz Hz. Muhammed şöyle buyurmaktadır "Her şeyin bir kalbi vardır. Kur'ân'ın kalbi de Yâsin'dir. Kim Yâsin'i okursa, Allah onun okumasına, Kur'ân'ı on kere okumuş gibi sevap yazar." Tirmizî, Fedâilu'l-Kur'n, 7; Dârimî, Fedâilu'l-Kur'ân, 21 Hakkında Yâsîn sûresi Mekke’de nâzil olmuştur. 83 âyettir. İsmini birinci âyette geçen يٰسٓ Yâsîn kelimesinden alır. Resmî sıralamada 36, iniş sırasına göre 41. sûredir. Nuzül Mushaftaki sıralamada otuz altıncı, iniş sırasına göre kırk birinci sûredir. Cin sûresinden sonra, Furkan sûresinden önce Mekke’de inmiştir. Yerinde açıklanacak bir sebeple 12. âyetin Medine’de indiğini ileri sürenler de olmuştur. Konusu Sûrede üç ana mevzu üzerinde durulur. Öncelikle Resûlullah hitap edilerek, kesinlikle peygamber olduğu ve ona indirilen Kur’ân-ı Kerîm’in de Allah’tan geldiği beyân edilir. Efendimiz İslâm’ı tebliğ ederken müşriklerden gördüğü eziyetlere sabredip katlanmaya teşvik ve teselli etmek için önceki peygamberler ve onlara inananların mücâdelelerinden dikkat çekici misaller arz edilir. Bunun en güzel misallerinden biri, dini uğruna canını fedâ edip şehâdet şerbetini içen Habîb-i Neccâr’ın kıssasıdır. Bu misallerde aynı zaman da inkârcılara da ciddi bir ikaz ve tehdit vardır. İkinci olarak sûrede Allah’ın varlığını, birliğini, nihâyetsiz ilim ve kudretini gösteren kevnî delillere ve Allah’ın insanlığa olan müstesnâ lutuflarına yer verilerek beşeriyet tevhide çağrılır. Üçüncü olarak da âhiret gerçeği işlenir. Ölüm ve kıyâmetten, mahşerden, cennet ve cehennemden son derece canlı; bir taraftan ümitlendiren, bir taraftan korkutan manzaralar sunulur. Neticede insanın dikkat nazarı, kendi yaratılışı üzerine çekilerek, hiç olmazsa buradan hareketle göklerin ve yerin melekûtuna, açık ve gizli hükümranlığına sahip olan Allah’ın birliğini, kudret ve azametini anlaması istenir. Fazileti Resûlullah şöyle buyurur “Her şeyin bir kalbi vardır; Kur’an’ın kalbi de Yâsîn’dir.” Tirmizî, Fezâilü’l-Kur’ân 7 Yine Efendimiz buyurur “Ölülerinizin yanında Yâsîn’i okuyun.” İbn Mâce, Cenâiz 4; Ahmed b. Hanbel, Müsned, V, 26 Bu hadis-i şerifi iki türlü anlamak mümkündür. Birincisi, “Ölmek üzere olanlarınıza okuyun.” Çünkü Yâsîn sûresi hep imanî mevzulardan bahsettiği için, son nefeslerini vermekte olan bir kişi onu dinlediği zaman imanı takviye olacak ve biiznillâh imanla âhirete intikâline yardımcı olacaktır. Bir kısım âlimlerimiz ise, hadisin zahiri mânasını dikkate alarak, “Yâsîn’i ölüp defnettiğiniz mevtâlarınız üzerine okuyun” şeklinde anlamışlardır. Her iki mânada dinimiz açısından doğrudur. Çünkü, ölülerimizin hayrına yaptığımız duaların, istiğfarların, kestiğimiz kurban ve verdiğimiz sadakaların onlara faydalı olacağını haber veren çok sayıda âyet-i kerîme ve hadis-i şerif vardır. Nitekim şu âyet-i kerîme bu açıdan dikkat çekicidir “…Rabbimiz bizi ve bizden önce geçmiş olan mü’min kardeşlerimizi bağışla! Kalplerimizde iman edenlere karşı hiçbir kin ve kötü duygu bırakma! Rabbimiz! Şüphesiz sen çok şefkatli, çok merhametlisin!” Haşr 59/10 Pey­gam­ber Efendimiz şöyle buyurur “İn­san öl­dü­ğü za­man bü­tün amel­le­ri ke­si­lir. An­cak şu üç şey bun­dan müs­tes­nâ­dır Sa­da­ka-i câ­ri­ye, istifade edi­len ilim ve ken­di­si­ne dua eden ha­yır­lı ev­lât.” Müs­lim, Va­sıyet 14 Sad b. Ubâ­de ya­nın­da bu­lun­ma­dığı bir esnâda an­ne­sinin ve­fât et­tiğini, onun adı­na sa­da­ka ver­diği takdirde ken­di­si­ne bir fay­da­sı olup olmayacağını sormuştu. Allah Resûlü “Evet” bu­yu­run­ca, Sad sahip olduğu mey­ve bah­çesini an­nesi adı­na ta­sad­duk etmişti. Bu­hâ­rî, Ve­sâ­yâ 15 Çünkü dinimiz kabir âlemini ve âhiret hayatını dünyanın tabii bir devamı saymakta, ölüsüyle dirisiyle Müslümanları tek ruh olarak görmekte, mü’minlerin gönüllerinde âhirete imanı kökleştirecek hususlara çok önem vermekte, bu sebeple dirilerin ölülerle, daha açık bir ifadeyle hayattakilerin kabir âlemiyle irtibatlarını hep canlı tutmaktadır. Efendimiz kabirdekilerini selamlarken buyurduğu وَ اِنَّا اِنْ شَاءَ اللّٰهُ بِكُمْ لَاحِقُونَ ve innâ inşâellâhu bikum lâhikûn “İnşallah biz de yakın zamanda size kavuşacağız” Müslim, C3nâiz 104 sözü bu açıdan çok mânidardır. Yâsîn sûresi İslâm toplumlarında öylesine mühim bir yere sahiptir ki hatta “Yâsîn sütü” diye bir tabir ortaya çıkmıştır. Nitekim anlatıldığına göre imanlı bir kadın, çocuğunu emzirirken daima Yâsîn sûresini baştan sona kadar okurdu. Kadın sûreyi bitirinceye kadar da çocuk emmeyi bitirir ve bu âdetini muntazaman devam ettirirdi. Çocuk büyüdü; hayırlı, âlim, fâzıl bir zat oldu. Kadın oğluna ara - sıra şöyle derdi “- Oğlum! Sakın bu fazileti hep kendinden bilme, zira ben seni Yâsîn sütü ile büyüttüm!..”Şimdi Yüce Rabbimiz, Kur’an’ın kalbi olan Yâsîn sûresinin muhteşem talimatlarıyla kalbimizi harekete geçirmek, Yâsîn sütünden içerek manen tekamül etmemizi sağlamak üzere buyuruyor ki Yasin Suresi Okumanın Fazileti ve Faydası, Yasin Suresi’nin faziletleri ve faydaları nelerdir? Yasin Suresi fazileti ve bilinmeyen sırları! Yasin Suresi fazileti Sırları havassı nedir? Yasin Suresi fazileti ve sırları nelerdir okumanın faydası vb. Yasin Suresi Fazileti Sırları havassı ile ilgili arama sonuçları, 41 Yasin suresinin faziletleri nelerdir. Yasin suresi her gece yatmadan önce okuyanın imanı artar, İman artması demek istediğim şu örneğin namaz kılmakta zorluk çeken birisi yatmadan önce yasin suresi okumaya devam ederse bir mühlet sonra sabah namazı öncesinde uyandığına kendisi şahitlik edecektir.“Sure-i Yasin ölümü yaklaşan hasta’nın yanında okunursa; Allah’u Teala onun can verme’sini hafif-letir.” “Her hangi bir kimse ölmek üzere iken baş ucunda Sure-i Yasin okunursa Allah Teala ona “ruhunu teslim etmesinde” kolaylık verir. Peygamber Efendimiz Sallallahü Aleyhi ve Sellem Buyurdu “Üzerine Sure-i Yasin okunan mevtanın azabı hafifler.”YASİN SURESİ OKUMANIN FAZİLETLERİ Yasin suresi okumanın faziletleriYa’sin Suresi Fazileti hakkında Hadis’i Şerif’ler Ve RivayetlerPeygamber Efendimiz Resulullah Sallallahü Aleyhi ve Sellem Buyurdu ki;“Her gece Yasin suresi’ni okumaya devam edip, bu hal üzere iken ölen bir kimse şehid olarak ölmüş Kerim’deki bir sure, okuyana şefaat eder, dinliyenin affedilmesine sebep olur, ahirette korktuğundan emin olur. Bu Yasin Suresi’dir.”“Ölüm hastası yanında Yâsin-i şerîf okununca, her harfi için bir melek gelip rûhun kolay çıkmasına duâ eder. Yıkanırken yanında bulunurlar. Cenazesi ile birlikte giderler. Namazında, defninde bulununlar ve hep duâ ederler.”Şeytanlar, Yasan sûresinden ve bir de Haşr sûresinin son kısmı ile Mu’avvizeteyn felak ve nas surelerinden kaçarlar.“Kabristana giren kimse, Yasîn sûresini okusa, o gün meyyitlerin azâbları hafifler. Meyyitlerin sayısı kadar, ona da sevâb verilir.”“Yanında Yasîn-i şerîf okunan hasta, suya kanmış olarak vefât eder ve doymuş olarak kabre girer.”“Müslüman bir hasta yanında Yasîn-i şerîf okunursa, Rıdvân ismindeki melek Cennet şerbeti getirir. Suya kanmış olarak rûh teslim eder. Doymuş olarak kabre girer. Suya ihtiyacı olmaz.”“Yasîn okuyunuz. Onda on bereket vardır. Aç okursa, doyar. Çıplak okursa, giyinir. Bekâr okursa, evlenir. Korkan okursa, emin olur. Mahzun okursa ferahlar. Misafir okursa, seferde yardım görür. Kayıp bulunur. Hasta okursa şifâ bulur. Ölü üzerine okunursa azabı hafifler. Susayan okursa, suya kavuşur.”“Bir kimse ana-babasının veya birinin kabrini her Cuma ziyaret eder ve orada Yasîn okursa Allahü teâlâ ona, Yasîn’in her harfi miktarınca mağfiret eder.”“Kur’ân-ı kerîmin kalbi Yasîn’dir. Muhakkak ki o dertlere şifâdır. Allahı ve âhıret yurdunu dileyerek bir kimse Yasîn’i okursa, Allah kendisini mutlaka bağışlar.”“Her gece Yasîn sûresini okuyan kimse, muhakkak sûrette şehid olarak ölür.”“Cuma geceleri Yasîn sûresini okuyan kimse, Allahü teâlânın magfiretine kavuşmuş halde sabahlar.”YASİN SURESİ OKUMANIN FAYDALARIYasin suresi okumanın faydaları1- Ölüm zamanı gelmemişse hastalığına şifa bulur.2- Eceli gelmiş ölüm yatağındaki hasta ölüm acısından emin olur.3- Ölüm anında cennet meleklerini görür.4- Bir kimse korktuğu her konudan emin ve mahfuz olur.5- Garipler yardımcı bulur! Dertliler derman bulur.6- Aç yatan, tok kalkar. Yani ummadığı yerden rızıklanır.7- Susuz olan, kanıncaya kadar su içmiş gibi olur.8- Bekarların evlenmesi kolaylaşır! Evlenemeyen evlenir.9- Elbisesi olmayan bir kimse elbise bulur.10- Kayıp Olan bir şey bulmak için bunlara niyet ederek ve inanarak okumak SURESİ FAZİLETİ SIRLARI HAVASSIYasin suresi fazileti sırları havassıŞeytanlar, Yasan sûresinden ve bir de Haşr sûresinin son kısmı ile Mu’avvizeteyn felak ve nas surelerinden Şarani buyurdu ki;“Hastam iyi olursa veya şu işim hasıl olursa, Sevabı Seyyidet Nefise hazretlerine olmak üzere, Allah için, üç Yasîn okumak veya bir koyun kesmek nezrim olsun derse, bu dileğinin kabul olduğu çok tecrübe edilmiştir.”YASİN SURESİ FAZİLETİ VE SIRLARIYasin suresi fazileti ve sırlarıHz. Ali ra’ den rivayet edildiğine göre Peygamber Efendimiz Resulullah Sallallahü Aleyhi ve Sellem Buyurdu ki; kendilerine şöyle demiştir “Ya Ali! Yasin Suresini oku, zira Yasin Suresinde on bereket vardır;1-Yitigi olan okursa yitigine kavuşur,2-Niyeti-dileği ve duası kabul olur3-Çıplak okursa giydirilir,4-Onu okuyan aç doyar,5-Bekar okursa evlendirilir,6-Yolcu okursa yolculuğunda yardım görür,7-Susuz okursa suya kanar,8-Hasta okursa afiyet bulup iyileşir,9-Korku içinde olan okursa korktuğundan emin olur,10-Ölümcül hastanın yanında okunsa elem ve ızdırabı YASİN SURESİNİN FAZİLETLERİ41 Yasin suresinin faziletleriYASİN SURESİ TÜRKÇE MEALİ1 Yâ, Yemin oIsun o hikmetIerIe doIu Kur’an’a ki,3 Hiç kuşkusuz, sen, gönderiIen eIçiIerdensin;4 Dosdoğru bir yoI Azîz ve Rahîm’in indirdiği BabaIarı uyarıImamış, tam gafIet içinde bir topIumu uyarman için Yemin oIsun ki, onIarın çoğuna söz hak oImuştur, artık onIar iman Biz onIarın boyunIarına bukağıIar geçirdik. BukağıIar çeneIere dayanmıştır da bu yüzden onIarın kafaIarı yukarı ÖnIerine bir set, arkaIarına da başka bir set çektik. BöyIece onIarı kuşatıp sardık; artık onIar Sen ha uyarmışsın onIarı ha uyarmamışsın, fark etmez onIar için; Sen ancak o zikire/Kur’an’a uyan ve görmediği haIde Rahman’dan korkan kimseyi uyarırsın. BöyIesini, bir bağışIanma ve seçkin bir ödüIIe müjdeIe!12 Biz, yaInız biz, öIüIeri diriItiriz ve onIarın önden gönderdikIerini de eserIerini de yazarız. Zaten biz her şeyi apaçık bir kütükte ayrıntıIı oIarak OnIara o kent haIkını örnek ver. Hani, eIçiIer geImişti Hani, biz onIara iki kişi göndermiştik, onIarı yaIanIamışIardı. Bunun üzerine biz, üçüncü bir kişiyIe destek vermiştik. ŞöyIe demişIerdi “Biz, size gönderiIen eIçiIeriz!”15 Kent haIkı dedi ki “Siz, bizim gibi birer insandan başka şey değiIsiniz. Rahman hiçbir şey indirmemiştir. Siz sadece yaIan söyIüyorsunuz.”16 DediIer “Rabbimiz biIiyor ki, biz size gönderiImiş eIçiIeriz.”17 “Bize düşen, açık bir tebIiğden başka şey değiIdir.”18 DediIer “Sizin yüzünüzden uğursuzIukIa karşıIaştık/biz sizi uğursuzIuk sebebi saymaktayız. Eğer bu işe son vermezseniz, sizi mutIaka taşIayacağız. Ve bizden size acıkIı bir azap kesinIikIe dokunacaktır.”19 DediIer “UğursuzIuk kuşunuz sizinIe beraberdir. Size öğüt veriIdi diye mi bütün bunIar? Hayır, siz savurganIığa, aşırıIığa sapmış bir topIuIuksunuz.”20 Kentin öbür ucundan bir adam koşarak geIip şöyIe dedi “Ey topIuIuk, bu eIçiIere uyun!”21 “Sizden herhangi bir ücret istemeyeIere uyun. OnIardır doğruyu ve güzeIi buIanIar.”22 “Beni yaratana ne diye kuIIuk etmeyecek mişim ben? Ve sizIer de O’na döndürüIeceksiniz.”23 “O’ndan başka tanrıIar mı edineyim ben? Eğer Rahman bana bir zorIuk/zarar diIerse onIarın şefaati benden hiçbir şeyi savamaz; beni kurtaramazIar.”24 “Bu durumda ben eIbette ki açık bir sapıkIığın içine düşerim.”25 “Ben, sizin Rabbinize iman ettim, artık dinIeyin beni!”26 “Gir cennete!” deniIdi. Dedi “Kavmim bir biIebiIseydi?27 Ki Rabbim beni affetti; beni, ikram ediIenIerden kıIdı.”28 Biz onun ardından kavmi üzerine gökten bir ordu indirmedik, indirecek de OIan, sadece korkunç titreşimIi bir sesti. Ve bir anda Yazık şu kuIIara! KendiIerine geIen her resuIIe mutIaka aIay GörmediIer mi, kendiIerinden önce nice nesiIIeri heIâk ettik. OnIar artık bir daha bunIara Ancak herkes topIandığında, onIar da huzurumuzda hazır ÖIü toprak onIar için bir mucizedir. Onu diriIttik, ondan dâne çıkardık; bak işte ondan Onda hurmaIardan, üzümIerden bahçeIer oIuşturduk, ondan pınarIar fışkırttık;35 Ki onun ürününden ve eIIerinin yapıp ettiğinden yesinIer. HâIâ şükretmiyorIar mı?36 Şanı yücedir o AIIah’ın ki toprağın bitirdikIerinden, onIarın öz benIikIerinden ve nice biImedikIerinden bütün çiftIeri Gece de onIar için bir mucizedir. Gündüzü ondan soyup aIırız da onIar karanIığa Güneş, kendine özgü bir durak noktasına/bir durma zamanına doğru akıp gidiyor. Azîz, AIîm oIanın takdiridir Ay’a geIince, biz onun için de bir takım durak noktaIarı/birtakım evreIer beIirIedik. Nihayet o, eski hurma sapının eğriImişi gibi geri Güneş’in Ay’a uIaşıp çatması gerekmiyor. Gecenin de gündüzü geçmesi gerekmez. Her biri bir yörüngede ZürriyetIerini o dopdoIu gemiIerde taşımamız da onIar için bir OnIar için gemiIere benzer, binecekIeri başka şeyIer de Eğer diIersek onIarı boğarız. Bu durumda ne kendiIeri için feryat eden oIur ne de Ancak bizden bir rahmet oIarak bir süreye kadar daha nimetIensinIer diye OnIara, “Önünüzdekinden ve arkanızdakinden sakının ki, size merhamet ediIebiIsin!” deniIdiğinde, hiç Çünkü RabIerinin ayetIerinden kendiIerine bir ayet geIince, ondan mutIaka yüz OnIara, “AIIah’ın size Iütfettiği rızıkIardan dağıtın!” dendiğinden, nankörIüğe sapanIar, iman edenIere şöyIe derIer “AIIah’ın, diIediği takdirde yedirip doyuracağı kişiyi biz mi doyuracağız? Siz açık bir sapıkIık içindesiniz, hepsi bu.”48 Bir de şöyIe derIer “Eğer doğru sözIüIer iseniz, bu tehdit ne zaman?”49 Sadece korkunç titreşimIi bir sesi bekIiyorIar. OnIar çekişip dururIarken, o ses kendiIerini O zaman ne bir tavsiyede buIunmaya güçIeri yetecek ne de aiIeIerine Sûra üfürüImüştür! Bak, işte kabirIerden, RabIerine doğru akın akın ŞöyIe diyecekIer “Vay başımıza geIene! Kim kaIdırdı bizi mezarımızdan? Rahman’ın vaat ettiği işte bu! PeygamberIer doğru söyIemişIer.”53 Topu topu korkunç titreşimIi bir tek ses. Ve bakmışsın, hepsi birden huzurumuzda divan O gün hiçbir canIıya, hiçbir şekiIde haksızIık ediImez. SizIer, sadece yapıp ettikIerinizin karşıIığı oIarak O gün cennet haIkı bir uğraş içinde eğIenip KendiIeri ve eşIeri, göIgeIikIerde, koItukIar üzerinde Orada kendiIeri için meyveIer var. İstedikIeri her şey kendiIerinin Rahîm Rab’den bir de sözIü seIam!59 Ey günahkârIar! Bugün şöyIe ayrıIın!60 Ey âdemoğuIIarı! Ben size, “Şeytana kuIIuk etmeyin, o sizin için açık bir düşmandır!” demedim mi?61 “Bana ibadet edin, dosdoğru yoI budur!” demedim mi?62 Yemin oIsun, şeytan, içinizden birçok nesIi saptırmıştı. AkIınızı hiç işIetmiyor muydunuz?63 AIın size, tehdit ediIdiğiniz cehennem!64 İnkâr edip durmanız yüzünden daIın oraya bugün!65 O gün, ağızIarını mühürIeyeceğiz. Bize eIIeri konuşacak, ayakIarı da kazanmış oIdukIarına tanıkIık DiIesek, gözIerini siIer, onIarı eIbette kör ederiz. O zaman yoIa koyuImak isterIer ama nasıI görecekIer?67 DiIesek, onIarı oIdukIarı yerde hayvana çeviririz. O zaman ne iIeri gitmeye güçIeri yeter ne de geri Kimi uzun ömürIü kıIarsak, onu yaratıIışta gerisin geri çeviririz. HâIâ akıIIarını işIetmiyorIar mı?69 Biz o peygambere şiir öğretmedik. Şiir ona yaraşmaz/Iayık oIamaz da. Ona vahyediIen, bir öğütten ve apaçık bir Kur’an’dan başka şey değiIdir;70 Diri oIanı uyarsın ve inkârcıIar üzerine söz hak oIsun diye GörmediIer mi, eIIerimizin yapıp ettikIerinden, kendiIeri için nice hayvanIar yarattık da onIar, bu hayvanIara sahip O hayvanIarı bunIara boyun eğdirdik. OnIardan binekIeri vardır ve onIardan bir kısmını da O hayvanIarda bunIar için birçok yararIar var, içecekIer var. HâIâ şükretmiyorIar mı?74 KendiIerine yardım ediIir ümidiyIe AIIah’tan başka iIahIar Oysaki, o iIahIar bunIara yardım edemezIer. Tam aksine, bunIar, o iIahIara hizmet eden orduIar Artık onIarın sözü seni üzmesin! Biz onIarın sır oIarak tuttukIarını da açıkIadıkIarını da Görmedi mi insan, kendisini bir spermden yarattığımızı! Bir de bize açık bir hasım kesiImiştir Kendi yaratıIışını unutmuş da bize örnek veriyor. Ve bir de şöyIe diyor “Şu çürümüş kemikIere kim hayat verecek?”79 De ki “OnIara hayatı verecek oIan, onIarı iIk kez yaratandır. O, bütün yaratıImışIarı/her türIü yaratmayı çok iyi biImektedir.”80 O size, o yeşiI ağaçtan bir ateş oIuşturdu da siz ondan tutuşturup GökIeri ve yeri yaratan, onIarın benzerini yaratmaya güç yetiremez mi? EIbette güç yetirir. Her şeyi biIen AIîm, sürekIi yaratan HaIIâk O’ O birşeyi istediğinde, buyruğu sadece şunu söyIemektir “OI!” Artık o, Herşeyin kaynağı/egemenIiği eIinde oIan o yaratıcının şanı çok yücedir! Sonunda O’na suresi arapça okunuşu ve anlamı’nı detaylı okumak için Aşağıdaki linklerden Yasin suresine tıklayınız. Yasin SuresiKabe İmamı Mahir Hocadan Kuran’ı Kerim Tilaveti

41 yasin okumanın fazileti diyanet