iG3e. III. Büyük Selçuklu Devleti 1040 - 1157 A. Tuğrul ve Çağrı Beyler DönemiTuğrul ve Çağrı Beyler Gaznelilerle mücadele ettiler. Gaznelilerle yapılan Dandanakan Savaşı’nı Selçuklular kazandı 1040. Bu savaşla Büyük Selçuklu Devleti resmen kurulmuştur. Tuğrul Bey zamanında Irak, İran ve Azerbaycan fethedildi. Türk akıncıları Doğu Anadolu’ya girdi. 1048’de yapılan Pasinler Savaşı’nda Bizans ordusu ilk kez mağlup edildi. Abbasi halifesinin yardım isteği üzerine 1055’de Bağdat’a giren Tuğrul Bey, Abbasi halifesini Şii Büveyhoğullarının baskısından kurtararak halifeyi himayesi altına almıştır. Abbasi halifesi, Tuğrul Bey’e doğunun ve batının sultanı ünvanını verdi. Böylece Selçuklular İslâm Dünyası’nın siyasi lideri haline gelmiştir. B. Alparslan Dönemi 1064 - 1072 Tuğrul Beyin 1063’te ölümünden sonra yerine Çağrı beyin oğlu Alparslan geçmiştir1064. İlk olarak Gürcistan üzerine yürüyerek Gürcistan’ı kendine bağladı. Doğu Anadolu’ya girerek Kars ve Ani’yi ele geçirdi. 1070’de Anadolu üzerinden Suriye’ye girdi. Bu sırada Bizans İmparatorunun doğuya sefere çıktığını öğrenen Sultan Alp Arslan Doğu Anadolu’ya dönerek 26 Ağustos 1071’de Bizans ordusunu Malazgirt’te yendi. C. Melikşah Dönemi 1072-1092Melikşah dönemi Büyük Selçuklu Devletinin en parlak devridir. Ülke en geniş sınırlarına ulaşmıştır. Sınırlar Ege Denizi’nden Tanrı Dağlarına, Kafkaslardan Basra Körfezi’ne ve Hint Okyanusu’na kadar ulaşmıştır. D. Büyük Selçuklu Devletinin YıkılışıMelikşah’ın 1092’de ölümü üzerine oğulları arasında taht kavgaları başladı. Bu kavgalar dönemine Fetret Devri denir. Bu dönemde Selçuklu Devleti birliğini koruyamadı. Anadolu, Suriye ve Kirman Selçukluları merkezden ayrılarak bağımsız devletler haline geldiler. Sultan Sencer iç karışıklıkları önlemeyi başardı ise de 1141’de Karahitaylarla yaptığı Katvan Savaşı’nda yenildi. Oğuzlar isyan ettiler. 1157’de Sultan Sencer’in ölümü ile Büyük Selçuklu Devleti yıkıldı. Selçuklu Devleti Kpss Tarih konuları içinde önemli bir yere sahiptir. Genelde şimdi işleyeceğimiz Büyük Selçuklu Devleti, Anadolu Selçuklu Devleti ile karıştırılmaktadır. Ancak unutulmamalıdır ki Anadolu Selçuklu Devleti, Büyük Selçuklu Devleti yıkıldıktan sonra ortaya çıkan Selçuklu Devletleri içinde yer Selçuklulardan bir önceki konuda bahsetmiştik. Kpss tarih dersinin bu bölümünde de Büyük Selçukluların Kültür ve Medeniyet konusunu Selçuklu Kültür ve Medeniyeti1 Devlet Yönetimi Oğuz geleneklerine göre yönetilen Selçuklularda, ülke hükümdar ve ailesinin ortak malı sayılırdı. Ülkeyi yönetme yetkisinin Tanrı tarafından verildiğine inanılır ve buna Kut Anlayışı devletinden ülkenin hükümdarın ve ailesinin ortak malı sayılması sık sık taht kavgalarına yol açardı. Bu bilgi kpss sorularında ve kpss deneme sınavlarında bolca karşımıza çıkmaktadırHalife tarafından onaylanan Hükümdarlar adına hutbe okunurdu. Hükümdarlar sınırsız yetkiye sahip değillerdi. Törelere ve İslamiyet’e uygun hareket etmek zorunda olan hükümdarların çocukları da vilayetlere yönetici olarak amaç hükümdar çocuklarının yönetim tecrübesi Devletinde devlet işleri Divan-ı Saltanatta Büyük Divan görüşülürdü. Eğer divanda herhangi bir karar alınacaksa bu kararlar sadece Sultan onaylarsa geçerli olurdu. Sultan olmadığı zaman Büyük Divana vezir başkanlık Saltanat bu yönüyle danışma kuruluna ya da bakanlar kuruluna devletinde Sultan ve vezirin dışında Müşrif, Müstevfi ve Ariz denilen görevliler de bulunurdu. Bu görevlilerin ayrıca kendi divanları bulunur ve toplantılarını gerçekleştirmekteydiler. Bunlara bir göz İstifa Maliye ve ekonomi işleri ile ilgilenen birimdir. Müstevfi başkanlığında İşraf Askeri ve hukuk işleri dışında kalan diğer işleri denetlemekle görevi olan birimdir. Müşrif başkanlığında Arz Ülkenin asker ve ordu işlerini yürütmekle görevli olan birimdir. Ariz başkanlığında Tuğra Devletin iç ve dış yazı işlerini yürütmekle görevli olan genel kültür tarih dersine ait Büyük Selçuklu Devletinde ülke, eyaletlere ayrılarak yönetilmiştir. Bu bilgilerle beraber Selçuklu Devleti ile ilgili aşağıdaki terim ve unvanları Hükümdar adına hutbe BayrakHilat Hükümdar Saltanat Büyük Eyalet başlarına atanan aile Meliklerle beraber tayin edilen ve onları eğiten bilgili ve tecrübeli devlet Askeri Sivil Bulunduğu şehrin Belediye işlerinden Şehrin güvenlik ve asayişinden Osmanlılarda karşılığı Lala’ Selçuklu Devletinde hükümdarlık alametleri hutbe okutmak, para bastırmak, taht, bayrak, çetr, asa, hilat, nevbet, tuğ ve Ordu Yönetimi Selçuklu Devletinde ordu onluk sisteme dayanmaktadır. Ayrıca ordu 3 ana bölümden Guleman-ı Saray Guleman-ı Hassa Ordusu Çeşitli milletlerden küçük yaşlarda esir edilerek ya da satın alınan çocukların eğitilmeleri ile meydana gelen ordudur. Guleman-ı Hassa ordusu Sultana bağlıdır ve Sultanın güvenliğinden sorumlu ordudur. Kelime anlamı köle olan Gulam kökünden, Guleman-ı Saray askerleri aklımıza gelmelidir. Bu askerlerinin 3 ayda bir aldığı maaşa Bistegani adı Saray askerleri Osmanlıdaki Kapıkulu Askerlerine örnek teşkil İkta Ordusu Eyalet ordusu – Sipahi Toprak sistemine dayalı olan bu ordu, ikta sahipleri tarafından yetiştirilen en kalabalık orduyu ordusu Osmanlıdaki Tımarlı Sipahi ordusunun oluşmasına temel sistemi ilk olarak Hz Ömer zamanında uygulanan bir Yardımcı Kuvvetler Bağlı devlet beyliklerinin askerleri, bazı devlet adamlarına bağlı askerler ve gönüllülerden oluşan yardımcı kuvvetler savaş zamanı orduya katılan Toprak Yönetimi Büyük Selçuklu Devletinde toprak devletin mülkiyeti ve kontrolü altındaydı. Bu topraklar dörde Arazi Bu toprakların geliri Sultan, Sultanın ailesi ve yakınlarına Arazi Maaş karşılığı asker beslemek şartıyla geliri devlet adamları ve memurlara verilen arazilerden oluşmaktadır. Bu sistemde ikta sahipleri, elde ettikleri gelirle hem kendi geçimlerini sağlamakta hem de elde bulunan askerlerin masraflarını sistemi Osmanlıdaki Tımar sistemi yani dirlik sistemine öncülük Arazi Devlete uzun süre hizmet etmiş ya da üstün hizmetlerinden ötürü şahıslara verilen özel mülk arazilerinden Arazi Sosyal tesisler ve hayır işlerine geliri aktarılan arazi olarak belirlenen toprak başka türlü hiçbir şekilde artık Hukuk Sistemi Kpss genel kültür tarih konusunda İlk Türk İslam Devletleri içinde yer alan Selçuklularda hukuk sistemi örfi ve şer’i olarak ikiye ayrılmaktaydı. Şer’i Hukuk işlerine yani dine dayalı olan hukuk işlerine Kadı’l Kudad başkanlığındaki kadılar bakmaktaydı. Örfi hukuk yani geleneklere dayalı hukuk işlerine de Emir-i Dad başkanlığındaki mahkemeler bakmaktaydı. Ordu içinde çıkabilecek her türlü anlaşmazlıklara ise Kazasker yani Kadıasker Selçuklu Devletinde halkın dilek ve şikayetlerinin dinlendiği ve hukuk işlerine bakıldığı sultan başkanlığında toplanan divana Divan-ı Mezalim adı Yazı, Dil ve Edebiyat İlk Türk İslam devletleri içinde yer alan Selçuklu Devleti İslamiye’ti kabul ettiğinden dolayı diğer ilk Türk İslam devletleri gibi İslamiyet’ten etkilenmiş ve yazı dili olarak Arap alfabesi kullanılmıştır. Halkın yüksek çoğunluğu Araplar ve Farslardan oluştuğu için edebiyatta da doğal olarak Arap ve Fars etkisi görülmeye Devletinde bilim dili Arapça, resmi yazışmalar Farsça, günlük konuşma dili ise Türkçe bu çeşitlilik, Türk dilindeki gelişmelerin yavaşlamasına sebep Bilim ve Sanat Kpss tarih konuları içinde Büyük Selçukluda yer alan en önemli bilim kurumlarını medreseler oluşturmaktaydı. İlk olarak Tuğrul Bey zamanın açılan medreselerin en önemlisi Vezir Nizamülmülk tarafından Bağdat’ta açılan Nizamiye Medresesi Dünyanın ilk Üniversitesi sayılmaktadır ve sonraki devletlere örnek teşkil Vezir Nizamülmülk tarafından oluşturulan Siyasetname adlı eser de hükümdarlara devlet yönetimi ve düzeni hakkında bilgi veren bir eser niteliği Devletinde bilim alanında Astronomi dalında da önemli çalışmalar mevcuttur. Ömer Hayyam tarafından oluşturulan bir kurul, Takvim-i Celali ve Takvim-i Melikşah adında bir takvim meydana tarih boyunca 12 Hayvanlı Türk Takvimi, Takvim-i Celali, Hicri Takvim, Rumi Takvim ve Miladi Takvim dışında ilk Türk İslam devletleri ve Selçuklu Devletinde en fazla gelişme göseren sanat dalı mimari Türk İslam mimarilerine türbe, cami ve kervansaray şeklinde Karahanlılarda sanatı, halıcılık, çinicilik, minyatür, hat sanatı ve seramik yapımı da bu dönemlerde ve heykel sanatları İslamiyet’e geçişle birlikte bu dallardaki gelişme durmuş, bu dallara verilen önem minyatür ve hat sanatları alanına yoğunlaşmıştır. Minyatür İslamiyet öncesinden beri süre gelirken, Hat sanatı yani İslami yazı yazma sanatı bu dönemden itibaren yoğunlaşmış ve bu alanlarda önemli eserler meydana gelmiştir.* İlk Türk İslam Devletleri ve Selçuklu Devletinde yer alan mimar eserlerTolunoğulları Tolunoğlu Kara Ayşe Bibi TürbesiGazneliler Mahmut Bendi ve Zafer Selçuklu Devleti Zavere Camii, Mescid-i Cuma, Diyarbakır Ulu Camii, Kazinde yer alan Mescid-i Camii, Gülpayegan Camii, Nizamiye Medresesi, Cihil Dühteran, Herrekan Kümbetleri, Kümbet-i Ali, Kümbet-i Surh, Sultan Sencer Türbesi, Tuğrul Bey Türbesi, Hoca Ahmet Yesevi Türbesi ve İmam-ı Gazali Türbesi Büyük Selçuklu Devletinde yer alan önemli mimari eserler olarak göze çarpmaktadır. * İlk Türk İslam Devletleri ve Selçuklu Devletinde yer alan bilim adamlarıFarabi 870-950 yılları arasında yaşamış olan Farabi Pozitif bilimlerin başlangıcını oluşturmuştur. Matematik, fizik, astronomi, mantık, psikoloji ve siyaset alanlarında eserler vererek bilimleri ilk kez Batıda Alfarabius adı ile ünlenmiş ve eserleri Latin diline çevrilmiştir. Ayrıca Aristo mantığını en iyi yorumlayan bir bilim adamı olduğundan Muallim-i Sani yani İkinci Öğretmen adını Sina Özellikle Tıp ve felsefe alnında eserler vermiş ve 982-1037 yılları arasında yaşamış olan İbni Sina, Batıda Avicenna adı ile tanınmıştır. El Kanun-u Fit-Tıp adlı kitabı Batı dillerine tercüme edilerek ünivesitelerinde Hükümdarı diye anılan İbni Sina, Hipokrat’tan sonra tıbbın ikinci babası olarak kabul Kpss tarih dersinde yer alan bir diğer önemli bilim adamı olan Biruni, Gazneliler döneminde 973-1051 yılları arasında yaşamış, astronomi, matematik, coğrafya ve felsefe alanlarında eserler vermiştir. Özellikle Coğrafyanın Türk İslam Dünyasından bir bilim dalı haline gelmesinde önemli bir payı 788-850 yılları arasında yaşamış olan Harezmi, matematik, astronomi ve coğrafya alanlarındaki çalışmalarıyla matematikte sıfır rakamını kullanan ilk bilim Rüşt 1126 – 1198 yılları arasında yaşamış olan İbni Rüşt, Felsefe , tıp ve astronomi üzerinde çalışmalar yapmıştır. Skolastik düşünceye darbe vuran bu bilim adamı Rönesans’ın doğmasında etkili Razi 1149 – 1210 yılları arasında yaşamış olan Er Razi özellikle Kimya alanında uzmandır ve bir kimyagerdir. Sülfürik asidi bulan bilim adamıdır Sosyal ve Ekonomik Hayat Selçuklu Devleti ve ilk Türk İslam devletlerinde halk yönetenler ve yönetilenler olmak üzere ikiye ayrılmaktaydı. Yönetenler askeri ve yüksek derecedeki memurlardan oluşmaktayken, yönetilenler göçebeler, köylüler, şehirliler ya da kasabalılardan farklılıklar yoktur. Dikkat edelim bu anlayış ve hoşgörünün mevcut olduğu sosyal hayatta memurluklar babadan oğula ne kadar sınıf ayrılığı olmasa da memurluğun babadan oğula geçmesi bürokraside egemen bir sınıfın ortaya çıkmasına zemin çok önem veren Selçuklu Devleti bir çok kervansaray yaptırmıştır ve ticareti canlı tutmaya Türk İslam devletlerinde ticaret yolları üzerine güvenli ticaretin yapılabilmesi sebebiyle inşa edilen konaklamam kervansarayların ilk örneklerini oluşturan ve ilk olarak Karahanlılarda görülen sınır boylarına yaptırılan kalelerdir. Bu kaleler ilk olarak kervanlara barınma olanağı sağlamış ve zamanla kervansaraylara genel kültür tarih dersine ait Büyük Selçuklu Kültür ve Medeniyeti konusu tamamlanmıştır. Bir sonraki kpss tarih konusu Orta Asya’da Kurulan Diğer Devletler olacaktır. Büyük Selçuklu Devleti, 1037 yılında Devlet haline gelerek bağımsızlığını ilan etmiş, Bağdat kentini başkent yaparak önce Mezopotamya, sonrasında Anadolu ve İç Asya boylarına kadar sınırlarını genişleterek dönemin en büyük Türk Devleti haline gelmiştir. Büyük Selçuklu Devleti, 1092 yılında iç karışıklıklar neticesinde bölünerek 4 parçaya ayrılmış, daha sonrasında ise beyliklere bölünerek Osmanlı İmparatorluğunu tarih sahnesine çıkartan süreci meydana getirmiştir. Büyük Selçuklu Devletinin Kuruluşu Büyük Selçuklu Devleti, Kınık Boyunun mensubu ve lideri Selçuk bey tarafından 1020’li yılında temelleri atılmış, yeğenleri Tuğrul ve Çağrı beyler tarafından bağımsız bir devlet haline getirilmiştir. Büyük Selçuklu Devletinin kurucusu ve ilk başbuğu olan Selçuk Bey, Kınık boyuna mensup bir komutandı ve bağımsız bir Türk Devleti olan Oğuz Yabguluğu’nun Subaşısı Ordu Komutanı idi. Selçuk Bey’in tabi olduğu Kınık boyu, Göktürkler döneminde İç Asya’da kurulan Türk Birliği içerisinde yer almış, Göktürk Birliğinin yıkılmasından sonra ise batıya doğru girişilen göç hareketlerine katılarak Güney Hazar bölgesine yerleşmiş ve bu bölgeyi kendilerine yurt edinmişlerdi. Kınık Boyu, tek başına bir devlet kurabilecek adar kalabalık ve güçlü durumda değillerdi. Bu haseple kendileri gibi Türk Boylarından biri olan Oğuzların Uzlar tabiiyeti altına girdiler ve 860-1068 yılları arasında Güney Hazar Bölgesinde yaşamış olan Oğuzların bünyesinde varlıklarını idame ettirdiler. Subaşı Selçuk Bey, yüksek askeri vasıfları ile genç yaşta Oğuz ordusunda yüksek mertebelere erişerek ordunun başkomutanı olmuştu. Ancak Selçuk Bey’in esas gayesi Oğuz Yabgu’sunun makamı yani büyük kağanlıktı. Oğuzlar, 900’lü yıllardan itibaren kendisini çevreleyen tehditlerle mücadele etmekteydi. Batısında Hazarlar, doğusunda Peçenekler ve arkalarından gelen Kıpçaklar Oğuzların güney hazar bölgesindeki hâkimiyetini tehdit ediyorlardı. Selçuklu Devleti Amblemi 950’li yıllara gelindiğinde artan dış tehditler ve Oğuz hanının yaşının ilerlemesi, yerine geçecek veliahdının ise yeterli vasıflara sahip olamaması Selçuk Bey’in Oğuz Yabguluğunun tahtını ele geçirmesine müsait bir zemin hazırlamıştı. Her ne kadar Oğuz ordusunun emir komutası kendisine bağlı olsa da saltanatı ele geçirmek politik ve idari stratejiler gerektirmekteydi. Başarılı bir asker olan Selçuk Bey, politik tecrübelerinin eksikliğinden ötürü bu girişiminde muvaffak olamadı. Bu başarısız girişimin ardından, lideri olduğu ve bağlı bulunduğu Kınık Boyu ile birlikte başkent Yeni Kent’ten uzaklaşarak başka bir Oğuz şehri olan Cend şehrine göç ettiler. Bu göç aynı zamanda Oğuz Yabguluğunun Kınık Boyuna uyguladığı bir sürgün olmuştu. Selçuk Bey, sürgün edildiği Cend şehrinde hakimiyetini genişletmiş ve Şehrin hakimi durumuna gelmişti. Üstelik Kınık boyu ve Selçuk Bey, burada Müslüman olarak ve İslamiyet’i seçmişti. Yalnızca bir yıl sonra Cend Şehrinin hâkimi durumuna gelen Selçuk Bey, vergi tahsil etmek için gelen Oğuz elçilerini kovarak vergi vermeyeceğini ve gayrimüslim bir toplum oldukları için kendileriyle Cihat edeceklerini ilan etti. Bu aynı zamanda bir bağımsızlık ilanıydı. Zira Oğuz Yabguluğuna bağlı olan Cend Şehrinin vergi vermemesi, Yabguluğa bağımlılığı reddetmek anlamına geliyordu 960. Cend Şehrinin jeopolitik durumu oldukça karışıktı. Bölgenin hakimi olan Sasaniler ve İç Asya’daki en büyük güç haline gelen Karahanlılar birbirleri ile mücadele içerisindeydiler. Selçuk Bey’de bu mücadelelere müdahil olarak her iki tarafa da asker gönderip karşılığında geniş bozkırlar ve yaşam alanları elde ediyordu. Zira Selçuk Bey’in İslamiyet’e geçmesi de bu dönemde gerçekleşmiş, Müslüman olan Sasaniler ve Karahanlılar ile münasebetleri vesilesiyle İslam dini ile tanışıp gönüllü olarak İslamiyet’i seçmişti. Selçuk Bey’in Sasani-Karahanlı mücadelesinde elde ettiği bozkırlar, Karahanlıların 999 yılında Sasanileri tam olarak yıkmasıyla Selçuk Bey ve Kınık Boyu’nun resmi hakimiyet alanı haline geldi. Sasaniler’den boşalan bölgeyi Karahanlılardan önce sahiplenen Selçuk Bey, tebaası ile birlikte Horasan’a yerleşip bu bölgeyi yurt edindiler. Selçuk Bey ve Kınık boyu, artık müstakil bir güç ve hakimiyet alanları kesinleşmiş bir beylik olarak anılıyordu. Dandanakan Savaşı 1040 Mesut Han, 1038’deki ağır mağlubiyetin ardından İki yıl süren bir hazırlık neticesinde çoğunluğu atlı süvarilerden oluşan kişilik bir ordu hazırladı. Gazne Ordusu Selçuklu ordusuna nispetle oldukça büyük ve kabalalıktı. Gazneli Mesut, ordusunun başında sefere çıkarak 16 Ocak’da Nişabur Şehrine ulaştı. Savaşı Nişabur üzerinden kurgulamıştı ancak Sarah savaşında ağır tahribata uğrayan ve halkı çevre şehirlere göç eden Nişabur şehri yiyecek ve temiz su sıkıntısı içerisindeydi. Kalabalık ordusunun yiyecek ve içecek ihtiyacını karşılamak amacıyla çevre illerden erzak tedariki yapmaya çalışsa da yeterli olamayınca Merv şehrine ilerlemeye karar verdi. Selçuklular Gazne Ordusunu ilerleme esnasında hem vur-kaç taktikleriyle yoruyor ve yavaşlatıyor, hem de erzak tedariki için lojistik hareketlerini baltalıyordu. Gazne ordusu hem kalabalık olduğu için yavaş ilerliyor, hem de açlık, susuzluk ve yorgunluk nedeniyle zayıf düşüyordu. Nihayet Merv şehrinde konuşlu bulunan Dandanakan kalesi önünde karşı karşıya geldiler. Gazne ordusu Dandanakan kalesine doğru ilerlemekteyken Selçuklu ordusu ilk taarruza başladı. Taarruza rağmen kaleye ilerlemeye devam eden Gazne ordusu, hem Selçuklularla hem de susuzluk, açlık ve yorgunlukla mücadele ediyorlardı. Dandanakan kalesine girerek savunma savaşı yapmak Gazne ordusu için önemli bir avantaj sağlayacaktı ancak Kaleye girmeleri ve kuşatılmaları halinde dışarıyla bağlantıları kesilecek, artan su sıkıntısı katlanılamaz bir hale gelecekti. Bunun üzerine kaleye sığınarak savunma savaşı yapmak yerine Ordunun su sıkıntısını gidermek için birkaç kilometre daha güneyde bulunan Su kuyularına doğru ilerlemeye karar verdiler. Selçuklu ordusu Gazneliler üzerindeki taarruzlarını şiddetlendiriyor ve baskısını arttırıyordu. Gazne ordusu ise hem Selçuklulara karşı koymaya çalışıyor hem de su kuyularına doğru ilerlemeye çalışıyorlardı. Bu keşmekeş içerisinde düzeni ve disiplini bozulan Gazne ordusu, Selçukluların planlı ve ısrarlı taarruzları karşısında tutunamayarak sayıca fazla ve güçlü olmalarına rağmen ağır kayıplar vererek yenik düşmeye başladılar. Savaşın sonunda ağır bir yenilgiye uğrayan Gazne ordusu savaş meydanından düzensiz şekilde çekilmeye başladılar. Gazneli Mesut, bu mağlubiyetten sonra otoritesini yitirmiş, askerlerinin saygısını ve bağlılığını kaybetmişti. Kendisine bağlı küçük bir birlik ile Hindistan’a doğru ilerleyerek hem Selçuklulardan hem de kendi askerlerinden kaçmaya başladı. Bu kaçış hareketiyle Selçuklulardan kaçmayı başarabilmişti ancak kendi askerlerinden kaçamayıp askerleri tarafından öldürüldü. Büyük Selçuklu Devleti’nin Tarih Sahnesine Çıkışı Tuğrul Bey, Dedesi Selçuk Bey’in 960 yılında ilk ateşini yaktığı Büyük Selçuklu Devletini 77 yıl sonra, 1037 yılında tüm dünyaya ilan ederek Türk Tarihi’nin en önemli kilometre taşlarından biri olacak tarihsel süreci başlatmış oldu. Tuğrul ve Çağrı kardeşlerin birlikte yönettiği Selçuklu Beyliği Samanilerin yıkılmasıyla yerleşik halde yaşadığı coğrafyada güçlenmiş, Gazne Devletinin hâkimiyet altına aldığı Horasan bölgesinden yayılarak Dönemin en büyük Türk Devletlerinden biri olan Gazne Devletini mağlup ederek Nişabur kentinde Büyük Selçuklu Devletinin bağımsızlığını ilan etmişlerdi 1037. Selçukluların Gazne Sultanı Mesut Han’ı iki savaşta da ağır bir mağlubiyete uğratması üzerine otoritesi sarsılan Mesut Han Selçuklulara karşı kesin bir zafer kazanmak arzusuyla giriştiği Dandanakan Savaşında da mağlup olunca hem savaşı hem de saltanatını kaybetmişti. Dönemin en büyük Türk Devleti olan Gazne Devleti, Mesut Han’ın yokluğunda sahipsiz kalarak zayıflayacak ve yıkılarak tarih sahnesinden çekilecektir. Aynı tarihlerde bölgedeki diğer bir Türk Devleti olan Karahanlıların ise kısa süre sonra zayıflaması ve zamanla bölünerek yıkılması Selçuklu Devletini Türk Dünyasının yegane gücü haline getirecektir. Dandanakan Savaşını kazanan Selçuklular, Mesut Han’ın geri dönmeyerek saltanatına sahip çıkmamasını bir fırsat olarak değerlendirip Gazne Sarayına girerek Gazne Devletinin hazinesini savaş ganimeti olarak aldılar. Selçuklular artık hem geniş bir bölgeyi hakimiyetleri altına almış hem de Gazne Ganimetleriyle hazinesini doldurmuştu 1040. 1041 yılına gelindiğinde Selçukluların hakimiyet alanları Horasan, Merv, Fergana, Tohoristan ve Zemindaver şehirlerini içine alan geniş bir coğrafya ya ulaşmıştı. Artık bir beylik değil bağımsız bir devlet olarak anılan Büyük Selçuklu Devleti, toprakları üzerinde hakimiyet kurduğu Gazne Devleti üzerinde otorite kurmuş, hakimiyet alanlarını batıya ve kuzeye doğru genişletmek için sınır komşusu oldukları Karahanlılar Devleti ile karşı karşıya gelmişti. Ancak Karahanlı Devleti, Selçukluların Horasan’ı sahiplenmesi nedeniyle iç karışıklıklar yaşanmaya başlamıştı. Zira Horasan, Karahanlılar için büyük öneme sahipti. Karahanlıların uzun süredir Gazne Devletinden almak için uğraştıkları Horasan, Selçukluların hakimiyet alanına girince Karahanlılar bu başarısızlığın sorumlusu olarak saltanat ailesini hedef aldı ve ülke ikiye bölündü 1042. Türk Dünyası artık Büyük Selçuklu Devleti’nin başını çektiği bir döneme giriyordu. 1040’lı yıllarda bölgedeki demografik yapıya baktığımızda Türk Tarihinin Dünya Tarihinde ne denli önemli bir satır başı olduğunu daha iyi anlayabiliyoruz. Zira 11. Yüzyılda varlığını devam ettiren 6 Türk Devleti bulunmaktaydı. Karahanlılar Marveaünnehir’de, Peçenekler Kuzey Karadeniz’de, Uzlar Balkanlarda, Kapçaklar ise Kafkasların doğusu ve Karadeniz’in Kuzey’inde, Gazneliler Hindistan-Pakistan bölgesinde, Selçuklular ise İran-Türkistan coğrafyasında Tarih’e yön vermekteydiler. Bu devletlerin en güçlüsü ve en uzun ömürlüsü elbette Büyük Selçuklu Devleti olmuştur. Tuğrul ve Çağrı Bey’ler, Büyük Selçuklu Devletinin kurduktan sonra Selçukluların hakimiyet alanlarını genişletmek için yoğun seferler düzenlemekteydiler. Doğuda Gazne Devleti üzerine düzenledikleri seferler 1050 yılına kadar devam etmiş, Karahanlılar ise Büyük Selçuklu Devletinin üstünlüğünü kabul ederek iyi ilişkiler içerisine girmişti. Doğu ve Kuzey cenahlarda otorite kurulmuş, sıra batı sınırlarının genişletilmesine gelmişti. Artık hedef İran coğrafyasıydı. Tarihte az görünür bir süratle gerçekleşen bu seferler, art arda ve mutlak galibiyetlerle İç Asya ve Orta Doğu’yu Türk Yurdu haline getirmeye başladı. 1041’de Kirman’a taarruz eden Selçuklular, 1042 yılında Harezmşahlar üzerine taarruz etmiş, aynı yıl Kakuveyhiler’i mağlup ederek Hazar Denizine kıyısı bulunan Cürcan şehrine girerek bölgede hakim olan Ziyariler ve Misafiriler’i mağlup etmiş, birkaç ay sonra da Hamedan ve İsfahan şehirlerini alarak hakimiyet sınırlarını Hazar Denizinin güney hattına kadar ilerletmişlerdi. Yalnızca bir yıl içerisinde 1200 Km uzunluğunda, Km² lik bir coğrafyayı Büyük Selçuklu Devletinin topraklarına dâhil etmeyi başaran Tuğrul ve Çağrı Bey’ler, Büyük Selçuklu Devleti’ni cihan devleti haline getirdiler. Yalnızca 1042 yılında gerçekleştirilen seferlerde hakimiyet altına alınan topraklar günümüz Türkiye’sinin yüz ölçümünden daha fazladır. Tuğrul ve Çağrı Beyler önderliğindeki Büyük Selçuklu Devleti’nin önlenemez ilerleyişi bölgedeki dengeleri tümüyle değiştiriyordu. Selçukluların akınları 1050’li yıllarda tekrar başladı. 1051 yılında Şiraz, 1052 yılında Umman, 1054 yılında Tebriz, Hille, Musul ve Diyarbakır, 1056’da Huzistan şehirlerini ele geçirdiler. Büyük Selçuklu Devleti artık İran coğrafyasının tam anlamıyla hakimi durumuna gelmişti. Ülkenin sınırları Batıda Bizans, Kuzeyde Gürcistan, Güneyde Abbasiler, Doğuda Kaşmir hattına ulaşmıştı. Yalnızca 20 yıl gibi bir süre içerisinde Asya’nın dörtte birine hakim olan Selçuklular artık gözünü batıya, Bizans topraklarına dikmişti. Büyük Selçuklu Devleti yalnızca Türk Dünyası’nın değil İslam Dünyası’nın da en önemli aktörü haline gelmişti. Zira İslam Dünyası Mezhep çatışmaları ile boğuşuyor, Şii-Sünni çatışmalarıyla mücadele eden İslam coğrafyası Arap Yarımadasından dışarı çıkamıyordu. Selçukluların Orta Doğu üzerindeki mutlak hâkimiyeti Arap Yarımadasında varlığını devam ettiren Abbasiler için bir umut ışığı olmuştu. Zira Abbasiler, Şii kökenli Büveyhoğulları Devletinin baskısı altındaydılar. Bugünkü Suriye toprakları üzerinde hakim olan Büveyhoğulları, mezhep farklılıklarının tetiklediği politik etkenlerle Abbasiler ile mücadele içerisine girişmişlerdi. İslam dünyasının liderliği Hilafet Makamında idi. Hilafet makamı ise Abbasi Devletinin himayesinde bulunuyordu. Halife Kaim, Abbasilerin içinde bulunduğu zor durum üzerine Tuğrul Bey’den yardım talep etti. Tuğrul Bey, Halife Kaim’in talebi üzerine bizzat ordusunun başına geçerek Büveyhioğullarının Abbasiler üzerindeki baskısını ortadan kaldırmak için Bağdat’a girdi 1055. Selçukluların Bağdat’a girmesi üzerine Büyük Selçuklu Devleti ile baş etmesi mümkün olmayan Büveyhioğulları Bağdat’ı terk ederek ettiler 1055. Tuğrul Bey’in Abbasilere yardımı İslam Dünyasında büyük yankı uyandırmıştı. Zira Büyük Selçuklu Devleti, tarihi boyunca Abbasiler ile münasebette bulunmamışlar daha çok Şii kökenli Sasaniler ve ardılları ile siyasi ve politik münasebetler içerisine girmişlerdi. Buna rağmen Sünni inanışa sahip olan Selçuklular, Abbasilerin ve dolayısıyla İslam Dünyası’nın yardımına koşmuş, İslam Dünyasının en büyük sorunu haline gelen Şii tehdidini ortadan kaldırarak İslam’ın Arap coğrafyasının dışına çıkabilmesini sağlamıştır. Büyük Selçuklu Devletini Cihan devleti haline getiren Tuğrul ve Çağrı Bey’ler, devam eden yıllarda seferlerle hâkimiyetleri altına aldıkları coğrafyalardaki idari ve toplumsal yapılanmayı oluşturarak bu bölgeleri tam anlamıyla Türk Yurdu haline gelmesini sağladılar. 30 yıllık uzun hakimiyet dönemleri boyunca büyük başarılara imza atan Tuğrul ve Çağrı kardeşler, artık yaşlanmışlardı. Ortak Kağan Çağrı Bey 1060 yılında, Büyük Kağan ve Sultan Tuğrul Bey ise 1063 yılında vefat ederek Türk Dünyasına bir Cihan Devleti miras bırakarak hayata gözlerini yumdular. Büyük Selçuklu Devletinin Zayıflaması ve Bölünmesi Melikşah, Büyük Selçuklu Devletini Türk Tarihinin en geniş hâkimiyet alanına ulaştırmıştı ancak Büyük Selçuklu Devleti için çöküş en tepe noktasında gerçekleşti. Melikşah’ın ölümünden sonra yerine geçen oğlu Berkyaruk, babasının saltanat makamını korumayı başaramadı. Melikşah’ın ölümünü fırsat bilen saltanat varisleri birer birer ayaklanarak Büyük Selçuklu Devletini zayıflatan ve bölen süreci başlattılar. İlk başkaldıranlardan biri Melikşah’ın kardeşi, Selçuklu Maliki Valisi Tutuş oldu. Tutuş, yeğeni Berkyaruk’un hakimiyetini kabul etmeyerek saltanat üzerinde hak iddia etti. Berkyaruk, amcası Tutuş’un başkaldırısı ve taarruzu üzerine giriştikleri savaşta Tutuş’u öldürerek bu tehdidi ortadan kaldırmıştı ancak Melikşah’ın ölümü geniş Selçuklu coğrafyasında isyan ve başkaldırı için fırsat kollayan zümrelerin ayaklanmalarıyla çok daha kötü tezahürlere sebep oldu. Arap Yarımadasının en stratejik bölgesi olan Mısır’da bulunan Fatımiler Batınilik adı verilen sapkın bir inanış ile isyan hareketine girişmişlerdi. Bu inanışın en önemli aktörlerinden biri olan Hasan Sabbah, muhtelif bitkilerle imal ettiği uyuşturucu tesirli maddeleri kullanarak fedailer yetiştiriyor, aldıkları uyuşturucuların tesiriyle doğa üstü halisünasyonlar gören fedailer Hasan Sabbah’ı tartışılmaz bir lider olarak görerek onun için kolayca ölüme atlayabiliyorlardı. Hasan Sabbah, etrafında topladığı hizmetkarlarıyla İran’ın Alamut şehrindeki Alamut Kalesini zapt edip konuşlanarak yetiştirdiği fedailerle Büyük Selçuklu Devletinin siyasi, askeri ve din önderlerine suikastlar düzenliyordu. Melikşah döneminde başlayan bu hareketi ortadan kaldırmak için düzenlenen sefer ise Melikşah’ın ölümü üzerine yarım kalmıştı. Melikşah öldükten sonra daha da şiddetlenen Fatımilik hareketi Selçuklu Devletine tabi toplumların kışkırtılmasında ve isyana teşvik edilmesinde önemli bir etken olmuştur. Melikşah’ın ölümü ile başlayan ayaklanmalar ve isyanlar, Haçlı Seferleriyle daha içinden çıkılamaz bir durumun ortaya çıkmasına sebep oldu. Batı, Bizans’ın muhafazası, Müslüman toplumların Avrupa’ya ilerleyişinin engellenmesi ve Selçuklu Hâkimiyetine giren Suriye ve Filistin’in geri alabilmek için büyük hazırlıklara girişmiş ve yüz binlerce askerden oluşan bir ordu hazırlayarak Haçlı Seferi olarak adlandırdıkları büyük taarruzu gerçekleştirmişti. İç çekişmeler ve isyanlarla uğraşan Berkyaruk, Haçlı seferlerine karşı direniş gösteremeyince Filistin ve Suriye’nin bir bölümü Haçlı Ordusunun denetimi altına girdi. Ortaya çıkan bu zor durum neticesinde Hem Anadolu’da hem de diğer pek çok bölgede yerel hükümdarlar Selçuklu Devletine bağlılıklarını sona erdirerek isyan ettiler ve bağımsızlıklarını ilan etmeye başladılar. Bu durum hem ülkenin düzenini ve nizamını bozuyor hem de saltanat adaylarının ellerini güçlendiriyordu. Anadolu’da sefer için görevlendirilen ve bu bölgelerde idareci tayin edilen komutanlar isyan etmiş, bağımsız olarak hareket etmeye başlamışlardı. Kafkaslarda hâkimiyet altına alınan Gürcüler ve diğer yerel hükümdarlıklar ayaklanıyor ve Büyük Selçuklu Devletine bağlı olmadıklarını ilan ediyorlardı. Mısır Fatımilerin, Suriye ve Filistin Haçlı Ordusunun denetimi altına girmişti. Büyük Selçuklu Devleti artık sadece İran ve Maveraünnehir bölgesi ile çevresinde hâkimiyetini koruyabiliyordu. Berkyaruk’un bu çöküş dönemindeki hâkimiyeti vefat ettiği 1104 yılında kadar devam etti. Çok genç yaşta Selçukluların hükümdarı olan Berkyaruk, 1104 yılında öldüğünde sadece 25 yaşındaydı. Berkyaruk’un ölümü üzerine yerine kardeşi Mehmet Tapar geçti. Mehmet Tapar dönemi de Berkyaruk döneminde olduğu gibi iç karışıklıklar ve çöküş süreci ile devam etti. Ülkenin içinde bulunduğu zor durumdan çıkması için Kafkaslara ve Mısıra seferler düzenleyip başarılı sonuçlar almış olsa bile bu zaferler Büyük Selçuklu Devletini içinde bulunduğu zor durumdan kurtulması için yeterli olamadı. Mehmet Tapar’ın 14 yıllık hâkimiyeti sürecinde Büyük Selçuklu Devletinin Zayıflaması ve Bölünmesi durdurulamadı 1118. Mehmet Tapar’ın ölümünden sonra yerine oğlu Mahmut Geçti ancak Melikşah’ın oğlu, Mehmet Tapar’ın kardeşi Horasan Maliki Valisi Sencer, yeğeni Mahmut’u tahttan indirerek yerine kendisi geçti ve yeğeni Mahmut’u himayesi altına alarak Irak Selçuklularının sultanı ilan etti. Sultan Sencer, Horasan valisi iken Karahanlıları, Gaznelileri ve Gurluları kendisine bağlamıştı. Başarılı idaresi döneminde Maveraünnehir bölgesini uzun süre idare etmekteydi. Ancak bu başarılar bölgelere ayrılan ve bağımsız hareket eden Selçuklu Devletlerini bir araya getirmeye yetmedi. 1141 yılında Karahıtaylılar’ın Selçuklu sınırlarına kadar ulaşmasıyla Karahıtaylılar ile giriştiği mücadelede mağlup olunca itibarını kaybetti ve Maveraünnehir Karahıtaylıların eline geçti. Sultan Sencer’in Karahıtaylılar’a mağlup olmasıyla otorite boşluğunun tekrar ortaya çıktığı Büyük Selçuklu Devletinde yüksek vergiler sebebiyle isyan eden Oğuzlar vergi vermeyi reddedip daha geniş hakimiyet alanı talep edince Büyük Selçuklu Devletinin hakimiyetine son darbe vurulmuş oldu. Ayaklanan Oğuzlar, soydaşları olan Sultan Sencer’i esir alıp Horasan bölgesini zapt ettiler 1153. Oğuzlara esir düşen Sultan Sencer, bir süre sonra serbest bırakılsa da kısa süre sonra vefat etti ve Büyük Selçuklu Devleti tam anlamıyla yıkılmış oldu 1157. kaynak Selçuklu Devleti’nde merkeziyetçi devlet anlayışının benimsenmemesi, ülkenin hanedanın malı sayılması ve fethedilen yerin fethedenin malı sayılması anlayışları nedeniyle hanedana ait devletler ve atabeylikler ortaya çıktı. Bu devlet ve atabeylikler şunlardır Irak ve Horasan Selçukluları 1119-1194 Sultan Sencer, Mehmet Tapar ölünce Mehmet Tapar’ın oğlu Mahmut ile taht mücadelesine girmişti. Sultan Sencer mücadeleyi kazandıktan sonra Irak topraklarını Mahmut’a verdi1119. Devletin başkenti Merv’di. Irak Selçukluları daha çok Abbasi halifeleri ve Harzemşahlarla mücadele etti. Bir ara Horasan’ı da alan devlete Harzemşahlar 1194 yılında son verdi. Kirman Selçukluları 1048-1187 Çağrı Bey’in büyük oğlu olan Kavurd, Tuğrul Bey tarafından Kirman bölgesini alması için görevlendirilmişti. Burayı fetheden Kavurd, Büyük Selçuklulara bağlı olarak Kirman Selçuklularını kurdu. Kavurd, Alparslan’ın başa geçmesi üzerine isyan ettiyse de başarılı olamadı. Bu isyandan sonra Kirman Selçukluları, Büyük Selçuklular yıkılıncaya kadar devlete bağlı kaldılar. Daha sonraki dönemde önce atabeyler daha sonra ise Oğuzlar yönetimi ele geçirdi. Kirman Selçuklularına Oğuz beylerinden Melik Dinar 1187 yılında son verdi. Suriye Selçukluları 1069-1118 Suriye Selçuklularını Atsız ve Şöklü Beyler 1069 yılında Suriye ve Doğu Akdeniz Bölgesi’nde kurdular. Başkentleri Şam’dı. Melikşah zamanında buraya Melikşah’ın kardeşi Tutuş vali olarak gönderildi. Tutuş, sınırlarını Doğu Anadolu ve Azerbaycan’a doğru genişletti. Tutuş öldükten sonra devlet Dımaşk Şam ve Hâlep olarak iki kola ayrıldı. Dımaşk koluna 1105 yılında Böriler, Hâlep koluna 1118 yılında Artuklular son verdiler. Türkiye Anadolu Selçukluları 1077-1308 Arslan Yabgu’nun torunu Süleyman Şah Kutalmış oğlu tarafından İznik merkez olmak üzere 1077 yılında kuruldu. Haçlılara karşı başarıyla mücadele eden devlet, 1243 yılında yapılan Kösedağ Savaşı’yla zayıfladı ve 1308 yılında yıkıldı. Atabeyler, Selçuklu şehzadelerini eğiten, onların iyi bir devlet adamı olmasına yardımcı olan bilgili kimselerdi. Atabeyler merkezi otoritede boşlukların görülmeye başlamasıyla küçük devletler kurdular. Zengiler Atabeyliği Irak Selçuklu hükümdarı Mahmut’un Musul valiliğine gönderdiği İmadeddin Zengi tarafından 1127 yılında kuruldu. Merkezleri Musul’dur. İmadeddin Zengi’den sonra Musul ve Hâlep olarak iki kola ayrıldı. Hâlep atabeyi Nurettin Mahmut Zengi, Haçlılarla savaştı, Börililer Şam Atabeyliği’ni ele geçirdi ve Fâtımîleri yıktı. Nurettin Mahmut Zengi’nin ölümüyle toprakları Eyyubilere geçti 1171. Eyyübiler, Musul kolunu da yıktı 1186. Börililer Şam Atabeyliği Selçuklu atabeylerinden Tuğ Tekin’in oğlu Böri tarafından 1128 yıında Şam’da kuruldu. Merkezleri Şam’dır. Suriye’deki Bâtınilerle ve Haçlılarla mücadele ettiler. Nurettin Mahmut Zengi atabeyliğe son verdi. İldenizliler Azerbaycan Atabeyliği Irak Selçuklularının Azerbaycan genel valisi olan Şemseddin İldeniz tarafından 1146 yılında Tebriz merkez olarak kuruldu. Sınırlarını İran içlerine kadar genişlettilerse de Celaleddin Harzemşah’a 1225 yılında yenilerek yıkıldılar. Beg-Teginoğulları Erbil Atabeyliği Zengiler Atabeyliği’nin Musul valisi Zeynüddin Ali Küçük tarafından Erbil merkez olarak kuruldu. Büyük Selçuklu Devleti 1040-1157 Selçukların Kökeni Selçuk Bey’in Müslüman Olması ve Arslan Yabgu Dandanakan Savaşı ve Sonraki Gelişmeler Tuğrul Bey Dönemi 1040-163 Alp Arslan Dönemi 1063-1072 Malazgirt Meydan Savaşı 26 Ağustos 1071 Melikşah Dönemi 1072-1092 Büyük Selçuklu Devletinde Taht kavgaları ve Berkyaruk Dönemi Mehmet Tapar Dönemi 1105-1118 Sultan Sancar Sencer Dönemi 118-1155 Oğuz İsyanı ve Büyük Selçuklu Devletinin Yıkılışı ve Nedenleri Büyük Selçuklu Devleti’nin Toprakları Üzerinde Kurulan Devletler ve Atabeylikler Büyük Selçuklu Devleti, Türklerin Orta Asya’daki ana vatanından kopup, Batı’ya göç eden ilk Türk kavmi oldu. İran civarlarına yerleşen Selçuklu Türkleri, Tuğrul Bey’in önderliğinde müthiş bir imparatorluk kurdular. Selçukluların öyküsü, Türk tarihinin dönüm noktalarını içeriyor. Bu okuma parçasında Büyük Selçuklu Devletinin kuruluşu ve yıkılışı hakkında kısa ve özet bilgiler bulabilirsiniz. Selçuklu Devleti’nin kuruluşu, en ünlü sultanları ve yıkılışı ile ilgili bilgilere, başlıkları takip ederek kolayca ulaşabilirsiniz. Büyük Selçuklu Devleti Tarihi Hakkında Bilgi1. Selçuklu Türkleri’nin Batı’ya Göçü2. Büyük Selçuklu Devleti Nerede Kuruldu?3. Büyük Selçuklu Devleti’ni Kim Kurdu?4. Selçuklu Devletinin En Önemli Sultanları5. Malazgirt Savaşı’nda Selçuklular ve Bizans6. Selçuklu Devleti Nasıl ve Neden Yıkıldı?7. Anadolu Selçuklu Devletinin Kuruluşu8. Anadolu Selçuklu Devleti’ni Kim Kurdu?9. Anadolu Selçuklu Devleti Nerede Kuruldu?10. Anadolu Selçuklu Devletinin Eserleri11. Anadolu Selçuklu Devleti Hangi Savaşla Yıkıldı?Büyük Selçuklu Devleti Tarihi Hakkında Bilgi Büyük Selçuklu Devleti tarihi, Orta Asya’da başlıyor. Kökenleri Çin ve Moğolistan yakınlarında olan Türkler, Moğollar ile birlikte Orta Asya’da yıllarca at koşturdular. İki taraf da birbirinin ordusunda savaştı ve zaferler kazandı. Bazen de birbirleri ile mücadele ettiler. Aşağıdaki satırlarda 11 madde halinde Büyük Selçuklu Devleti hakkında bilgi bulabilirsiniz. Ayrıca Büyük Selçuklu Devleti’nin yıkılışı ve yerine Anadolu Selçuklu Devleti’nin kuruluşunu da inceleyeceğiz. Tarihseverlere keyifli okumalar dilerim. 1. Selçuklu Türkleri’nin Batı’ya Göçü Büyük Selçuklu Devleti, Türk tarihinde çok özel bir yere sahiptir. Çünkü o döneme kadar Orta Asya’da yaşamış olan Türk boylarından Batı’ya kalıcı olarak göç eden ve yerleşen ilk Türk siyasi yapılanmasıdır. Selçukluların Türklerin yönünü Batı istikametine çevirmesi ve Avrupa yönündeki fetih politikası, Osmanlı Padişahları döneminde de aynı şekilde sürüp gitmiştir. Selçuklular, kısa ve öz bir deyimle Osmanlı İmparatorluğu’nun da kurucu öncüleri ve atalarıdır. 2. Büyük Selçuklu Devleti Nerede Kuruldu? Büyük Selçuklu Devleti günümüzün İran sınırları içinde kalan İsfahan kentinde kuruldu. Ancak Selçuklular İran topraklarına göç edinceye kadar Orta Asya’da yaşadılar. Bunun da uzunca bir hikayesi vardır. Türklerin Anadolu’yu fethedip, kendilerine vatan edinmesi yolunda iki önemli savaş olmuştur. Bunlardan biri Dandanakan Savaşı, bir diğeri de Malazgirt Savaşıdır. Bu savaşların hangi noktalarda gerçekleştiğini alttaki Büyük Selçuklu Devleti Haritası üzerinde görebilirsiniz. Orta Asya’da Yaşayan Göçebe Türk Boyları Türk boyları, asırlar boyunca Orta Asya’da yaşadılar. Moğol kavimleri ve Türk kavimleri birbiri içine geçmişti ve birbirlerinin ordularında askerlik yaptılar. Çokça devletler kuruldu ve yıkıldı. Ortak düşman ise Çin’di. Çin bu boyların bir araya gelip kuvvetli bir birlik oluşturmaması için birçok entrika düzenlemiş ve her türlü stratejiyi uygulamıştır. Selçuklu Çift Başlı Kartalı Orta Asya Türkleri’nin yaygın olarak kullandığı sembollerden biri kartaldır. Selçuklu Devleti’nin bayrağı üzerinde de çift başlı kartal armasını görürüz. Oldukça etkileyici olan bu figür günümüzde halen Türk Silahlı Kuvvetleri ve Polis Teşkilatı Çevik Kuvvet armalarında kullanılmaktadır. Çin İmparatorluğu, Çin Seddini Neden İnşa Etti? Çin İmparatorluğu da kendine göre haklı gerekçelere sahipti. Çünkü Türkler ve Moğollar çok hareketli göçebe olduğu gibi, amansız savaşçılardı ve yerleşik hayata geçmiş olan Çinlilerin topraklarına yağma yapıyor ve zarar veriyorlardı. Çin de bunları önlemeye çalışıyordu. Türk ve Moğol akınlarına durdurmak için dünyanın en uzun duvarı olan Çin Seddini bile inşa ettiler. Bu şekilde bir kavga uzun yıllar sürdü gitti. Buna ek olarak Moğollar ve Türkler de birbiri ile zaman zaman kavga ettiler ve savaşa tutuştular. Türkler ve Moğollar çekirdekten yetişme savaşçılar olduğu için, dünyanın çeşitli ordularından talep görüyorlardı. Lejyonerliğin paralı askerlik önemli bir meslek olduğu Orta Çağda, bazı Türk boylarından askerlerin büyük imparatorlukların ordularında savaştığı da görülmüştür. 3. Büyük Selçuklu Devleti’ni Kim Kurdu? Büyük Selçuklu Devleti’ni, Türk boylarını bir bayrak altında toplayan ve başarılı askeri manevraları ile Abbasi Halifeliğinin takdirini kazanan Tuğrul Bey kurdu. Türklerin Oğuz boyları, Orta Asya’dan; günümüzün Mezopotamya topraklarına doğru göç ettiler. Başlangıçta Anadolu ile bir alakaları yoktu. Büyük Selçuklu Devleti adıyla bir devlet oluşmaya başladı ve başına Tuğrul Bey geçti. Öyle ki, Abbasi Halifesi Tuğrul Bey’i Doğu ve Batı’nın hükümdarı ve Halifeliğin koruyucusu ilan etmiştir. Bu elbette büyük bir onurdur. Tuğrul Bey’in yanında ona yoldaşlık eden bir lider olarak Çağrı Bey de vardı. 4. Selçuklu Devletinin En Önemli Sultanları Selçuklu Devleti’nin en önemli hükümdarları, ki daha çok “Selçuklu Sultanları” olarak anılırdı, Tuğrul Bey, Alp Arslan ve Melikşah olarak bilinir. 5. Malazgirt Savaşı’nda Selçuklular ve Bizans Selçuklu Devleti günümüzün İran, Irak ve Suriye topraklarında yayılınca Bizans İmparatorluğu’nu da çevrelemiş oldu. Artık bir savaş kaçınılmaz hale gelmişti. 1071 yılında Sultan Alp Arslan ve Romen Diyojen IV. Romanos arasında Malazgirt Ovası’nda büyük bir savaş patlak verdi. Malazgirt Savaşı sırasında Alp Arslan, Bizans imparatorunun ordusunu kuşattı ve büyük bir kısmını yok etti. Doğu Roma yani Bizans imparatoru esir düştü, ki Bizans’ın 1000 yıllık tarihinde bu hiç olmamıştır. İmparator Romen Diyojen, ağır bir barış antlaşması imzalatılarak serbest bırakıldı. Ancak rakip hanedan üyeleri, onu daha İstanbul’a o zaman Konstantinopolis olarak anılıyordu gelmeden durdurdu ve gözüne mil çekti. Kör edilen imparator, İstanbul’daki Kınalıadada bir manastıra kapatıldı ve orada öldü. Büyük Selçuklu Sultanı Alp ArslanResimde merkezde sıkışmış olan Bizans ordusunun üzerine Alp Arslan önderliğinde saldırılıyor. Tepelerin ardında saklanan Selçuklu süvarileri, kanatlara açılarak Bizans ordusunu kıskaca alıyor. Sarı ve kızıl sakallı Viking askerleri ise Bizans imparatorunun özel muhafız birliği. O gün Bizans’ın en iyi çarpışan birliği, paralı askerlerden oluşan Vareg Muhafız Gücü oldu. Ancak yine de imparatoru esir düşmekten kurtaramadılar. 6. Selçuklu Devleti Nasıl ve Neden Yıkıldı? Selçuklu Türkleri, Doğu’dan göç ettiler ve büyük bir askeri güçle önüne geleni katıp götürdüler. Yerleştikleri topraklarda öylesine güçlendiler ki, Bizans gibi köklü bir imparatorluk bile onlarla başa çıkamadı. Ancak Melikşahın hükümdarlığı sonrasında Selçuklular zayıflamaya başladılar. Güçlü bir lider başa gelmediği gibi, Haçlı Seferleri başladı ve sonu gelmez Haçlı akınları sebebiyle “Büyük” olarak bildiğimiz Selçuklu Devleti yıkıldı. Onun küllerinden ise Anadolu Selçuklu Devleti doğdu. 7. Anadolu Selçuklu Devletinin Kuruluşu Anadolu Selçuklu Devleti, atası olan Büyük Selçuklu Devleti’nin çöküşünü takiben kuruldu. Anadolu Selçukluları, atalarından aldığı mirası çok doğru bir şekilde kullandılar. Anadolu’da çok müreffeh bir devlet kurup, hoşgörü ile halkları birlikte yaşattılar. Anadolu’nun Rum ve Ermeni halkları, Selçuklu Türkleri ile birlikte yüzyıllarca iç içe yaşadı ve güzel bir mozaik oluşturdu. Günümüzün Anadolu kültürünün temelleri o zaman atıldı. 8. Anadolu Selçuklu Devleti’ni Kim Kurdu? Anadolu Selçuklu Devleti’ni, Kutalmışoğlu Süleyman Şah kurdu. Bu ünlü lider, tarih kaynaklarında I. Süleyman Şah olarak geçer. Son yıllarda türbesi ile gündeme gelen Osman Gazi’nin dedesi Süleyman Şah ile karıştırmamak gerekir. 9. Anadolu Selçuklu Devleti Nerede Kuruldu? Kaynak Selçuklu Devleti, İç Anadolu ve Doğu Anadolu’yu içine alan bir bölgede kuruldu. Konya eski adıyla Iconium yeni devletin başkentiydi. Anadolu Selçuklu Devleti’nin gelmiş geçmiş en ünlü Sultanı Padişahı ise Kılıç Arslandır. 10. Anadolu Selçuklu Devletinin Eserleri Anadolu Selçuklu Devleti’nin en güçlü olduğu dönemlerde Anadoluya birçok kervansaray, imarethane, mescit, darüşşifa hastane, cami ve saray yapıldı. Bu eserlerin ayakta kalan kısmını görebilmek için Anadoluyu dolaşmak gerekir. Ancak kısa yoldan fikir sahibi olmak isterseniz, İstanbul’daki Miniatürk Müzesi’nde birçoğunun maketi ve tanıtımı vardır. Mevlana Celaleddin Rumi gibi büyük bir Türk alimi ve felsefecisi de bu refah ortamında yaşadı. Mevlana’nın Tasavvuf Felsefesi bugün tüm dünyada bilinir hale geldi. 11. Anadolu Selçuklu Devleti Hangi Savaşla Yıkıldı? Selçuklular Doğudan gelmiş ve Batıyı fethetmişlerdi. Sonrasında ise aynı kaderi kendileri yaşadılar. Anadolu Selçuklu Devleti, 1243 yılındaki Kösedağ Savaşı ile yıkıldı. Orta Asya’dan gelen güçlü Moğol orduları, çöküşte olan Selçuklu Devleti’ni darmadağın etti. Beylikler Dönemi ve Yeni Türk Devletinin Doğuşu Ancak Büyük Selçuklu Devleti’nin yıkılıp, Anadolu Selçuklu Devleti’nin doğması gibi, bu son da yeni bir başlangıca vesile oldu. Anadolu Selçukluları’ndan kalan Anadolu topraklarında Türk Beylikleri kuruldu. Bu beyliklerden bir tanesi Bizans’a komşuydu. Bizans içindeki taht kavgalarını iyi değerlendiren Osmanlı Beyliği, küçük bir toprak parçasından başlayarak devasa bir imparatorluğa dönüştü. Osmanlı İmparatorluğunun 1299 yılında başlayan öyküsü, 600 yıldan fazla sürdü. Osmanlılar, Büyük Selçuklu Devleti’nden aldıkları geleneklerin çoğunu yaşattılar. Osmanlı’nın ilk iki başkenti olan Bursa ve Edirnedeki tarihi eserler, ve İstanbuldaki Topkapı Sarayı, Selçukluların Orta Asya’dan getirdiği mirasın birer uzantısıdır. Büyük Selçuklu Devleti Tarihi Hakkında Bilgi by Serhat Engül

türkiye selçuklu devleti ile büyük selçuklu devleti arasındaki farklar